İçeriğe geç

Empati Kitap Alıntıları – Adam Fawer

Adam Fawer kitaplarından Empati kitap alıntıları sizlerle…

Empati Kitap Alıntıları

&“&”

Çocukların duyguları saf oldukları ölçüde güçlü de olurdu.
”Her şey içinde karşıtının en azından tohumunu barındırır: Kış yaza dönüşür; yukarıya çıkan her şey aşağıya inmek zorundadır. Tıpkı sıcak olmadan soğuğun, aydınlık olmadan karanlığın olmayacağı gibi.”?
Yapay değil. Duygular yapay olamaz. Eğer onları hissediyorsan gerçektirler.
Hayatı seyretmeyi onu yaşamaktan çok daha fazla seviyordu."
Umut, iyimser olmaktan ziyade tehditkardır.
“O zaman yin ile yang nedir?”
“ Dünyadaki tüm yaratıklarda bulunan ilkel karşıt güçlerdir. Yin genellikle su olarak betimlenir.üzgün, edilgen, karanlık ve dişildir; geceyi simgeler. Yang ise genellikle ateş olarak betimlenir. Mutlu,etken,aydınlık ve erildir; gündüzü simgeler.” …”Gördüğün gibi hiçbir şey tümüyle yin ya da yang değildir. Her şey içinde karşıtının en azından tohumunu barındırır: Kış yaza dönüşür; yukarıya çıkan her şey aşağıya inmek zorundadır. Benzer şekilde , yang olmazsa yin de olmaz; tıpkı sıcak olmadan soğuğun, aydınlık olmadan karanlığın olmayacağı gibi.”

Evrenin yin ve yang’ı barizdir.
Işığın içinde neden karanlığın da olduğu. Kötünün neden her zaman iyiye baskın olduğu.
Tanrı’nın- Bizim-neden tüm bunların var olmasına izin verdiğimiz.
Çünkü onların var olmasını Biz istiyoruz. Her biri kendi çıkarı için davranan, Tanrı tarafından-Bizim tarafımızdan-aşılanmış evrensel arzunun-hayatta kalmak,çoğalmak-tutsağı olan varlıklar. Bazılarımızı yukarı çıkarırken, bazılarımızı aşağı çeken sürekli itiş ve çekiş.
Çocuklar yetişkinlerden çok daha duyarlıdır. Hafife alındıklarını derhal anlarlar.
Nereden geldiğinizi bilmeden, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz. Bunu hatırlamaya çalışın…
Entellektüel olarak hazır olabilirsin ama duygusal olarak daha şimdiden geberiksin.
Schopenhauer, müziğin yapısının doğal dünyayı kopyaladığına inanır: Bas sesler cansız maddeleri, armoniler hayvanlar dünyasını, melodiler ise insan düşüncesini betimler. Müzik, özde evrensel İrade’nin kopyasıdır. Müziğin öteki sanat türlerinden farkı, kendi kendini içermesidir. Başka şeylerin aksine, soyut duyguları barındırır; böylece dinleyicinin yaşamın duygusal özünü acı çekmeden algılamasına izin vererek zihni estetik bilince uyandırır."
Gerçek bilimsel atılımlar, gerçek özveriler olmadan elde edilemez."
Ne yazık ki bilim bile kapitalizme karşı gelemez."
Bir yaşamın son anlarını hissedip, sonra yaşamaya devam etmek nasıl bir şey olurdu acaba?
“Nereden geldiğinizi bilmeden, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz. Bunu hatırlamaya çalışın…”
“Kör birisi için renklerin ne anlamı olabilirdi ki?”
Her şey yoluna girecek."
Umarim şeytan öldüğümüzü anlamadan hepimiz cennete gitmis oluruz.
Şeytan bizim aramızdadır.
Ama kör birisi için renklerin ne anlamı olabilirdi ki ?
En karanlık gecede bile yıldızlardan gelen bir ışık vardır. "
Nereden geldiğinizi bilmeden, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz. Bunu hatırlamaya çalışın…"
Size benim ne gördüğümü söyleyeyim: Savaş görüyorum. Hastalık görüyorum. Acı çeken insanlar görüyorum. Sözde adalet adına yapılan zulmü görüyorum. Kötülüğü görüyorum. Kendinden zevk alan, kendi dehşeti içinde yüceltilen kötülüğü. Nefrete sarılmış, dinle örtülmüş kötülüğü. Sevgi kılığına girmiş ama aslında yargılayan ve öfke dolu kötülüğü."
Tüm duyguların merkezi olan beynin, acı hissetmeyen tek organ olması ona hep garip gelmişti.
Leibniz iyi ve kötü tüm olayların birbirlerine bağlı olduğunu, bizim olayların ardındaki nedenleri anlayamayışımızın gerçekte bir neden olmadığı anlamına gelmediğini ileri sürdü. Nedenleri bilmek Tanrı’ya özgüydü, insana değil.
Schopenhauer, tüm sıkıntı ve üzüntülerin kaynağında İrede’nin arzuları olduğuna inanır çünkü tatmin edilmemiş bir arzu, bizi özlemle dolu olarak bırakır, tatmin edilen bir arzunun yerini bir yenisi alıncaya kadar da can sıkıntısı yaşarız.
Her şey içinde karşıtının en azından tohumunu barındırır. Kış yaza dönüşür; yukarıya çıkan her şey aşağıya inmek zorundadır. Benzer şekilde, yang olmazsa yin de olmaz; tıpkı sıcak olmadan soğuğun, aydınlık olmadan karanlığın olmayacağı gibi.
Sayın Kongre üyesi. John Locke’nin söylediği başka bir şeyi anımsayın: Eğer devlet, vatandaşlarının haklarını korumazsa geriye uygun tek bir cevap kalıyor."
"Neymiş o?"
"Devrim."
Elijah, çoğu kişinin kabullenmeyi reddettiği bir gerçeği kalpten kabullenmişti. Kişinin asıl efendisi zihni değil, bedeniydi.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız, ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar.
Boşver onu! "
Beden arzuları kontrol ediyordu, arzular da iradeyi..
Kişinin asıl efendisi zihni değil bedeniydi.
Yaşamın kontrolü sizde değil! Öyle olduğunu düşünebilirsiniz ama yanılıyorsunuz. Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz. Bu kitabı kapatabilirsiniz. O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz. Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz. Ne isterseniz yapabilirsiniz. Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz. Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel köle yapar. Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın. Sadece ‘isteklerinizin’ tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.
Yüzeysel farklılıkların seni yanıltmasına izin verme. Sanırım gözleri gerçek kimliğini ele verecek. "
Hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.
İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz. "
Korku kalbini bir mengene gibi sıktı."
&”Biz öğretmenler onları sadece koruyan, temel sağlayan abartılmış bebek bakıcılarıyız. Bu çocukların hepsinin de kaderinde bizimkilerden daha önemli birer yaşam yazılı. Ümit edebileceğimizin en iyisi, bir gün bizleri sevgi ve şükranla anmaları.&”
İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz."
~Maya Angelou~
Hepimiz Dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi önyargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleriz. Dolayısıyla gerçekten bilebileceğimiz tek şey kendinizsinizdir.
İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz.
“ İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz. “ ~ Maya Angelou ~
 İyi ki’lerin keşkelerini geçsin bu hayatta. Çünkü zamanı geri çevirmek için saatin yelkovanı ile oynamak fayda sağlamaz
Eğer devlet, vatandaşlarının haklarını korumazsa geriye uygun tek bir cevap kalıyor."
"Neymiş o?"
"Devrim."
“Göreceli derken neyi kast ediyorsunuz?diye sordu Jil.”Demek istediğim den renktir,tat da taşır.Değişmezler ki.”
“Elbette değişirler dedi Zinser.”Hiç üzerine şurup dökülmüş krep yedikten sonra bir bardak portakal suyu içtin mi?Ekşi gelir.Ama aynı portakal suyunu bir dilim limon yedikten sonra içersen tatlıdır.Renkler içinde aynısı geçerli.Krem rengi bir gömleği siyah bir ceketin altına giyersen canlı durur.Ama aynı gömlek spor bir ceketin altında kirli durur.Bu `algı perdesi’ ya da `peçesi’ olarak bilinir ve anlamı şudur:Hepimiz dünyayı gercekte oldugu gibi değil,kendi önyargılarımız vasıtasıyla gözlemleriz.Dolayısıyla gerçekten bilebilecegimiz tek şey kendinizsinizdir.
Gerçekteyse duyduğu huzur baktıklarından çok, bakmadıklarından kaynaklanıyordu."
Yıllar boyunca insanların hislerini saklamakta da en az onları kontrol etmekte olduğu kadar zorlandığını öğrenmişti."
Ama kendinden kaçamazdı. Artık kaçmayacaktı.
İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiklerinizi asla unutmazlar.
“Kör birisi için renklerin ne anlamı olabilirdi ki ?”
İnsanlar söyledikkerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiginizi asla unutmaz.
En kötüsü de oydu işte:hayatının en mutlu dönemine bakıp,yaşadığı mutluluğun gerçek olup olmadığını bilmemek.
Kişi istediğini yapabilir; ama ne isteyeceğini isteyemez.

Beden arzuları kontrol ediyordu, arzular da iradeyi. Geri kalan her şey sadece kuru gürültüydü; bilinci kandırıp bir köleden farklı olduğuna inandıran olgu belliydi.
“Tuhaf; tüm duyguların merkezi olan beyin, acı hissetmeyen tek organdır.”
…Kişi istediğini yapabilir ama ne isteyeceğini isteyemez.
Kişinin asıl efendisi zihni değil bedeniydi.
Her kişi, Tanrı’nın sadece minik bir parçasıdır ve hizmet ettiği tümleşik bütünden haberi bile yoktur. Ancak bir damarda yol alan bir kan hücresi kadar bilinçli; bir amaçla dolu ama o amacın büyük plandaki yerinden habersiz.
Her trajedi,görünen mantıklı hiçbir neden olmadan, gökten düşmüş gibiydi ve neden?Tüm bunların, her şeyin nedeni Adem’in elmayı yemiş olması mıydı? Bu mantıklı gelmiyordu artık."
Benim hafefobim var, Stevie
Yani?
Yani insanlara…Dokunmaktan hoşlanmıyorum.
…Ockham’ın usturası,yani en az varsayımı olan teori genelde doğrudur.Ve Tanrı da oldukça büyük bir varsayımdı…Elijah için din,asla bilemeyeceğiniz bir şey üzerine zaman harcamaktı.Tanrı’ya inanması da işte o nedenle olanaksızdı.
“Benim asıl şüphelendiğim, kendinden başka herhangi bir insanı gözetip gözetmeyeceğin.”
Çünkü gerçeği öğrenmek istemedin. Çünkü seni sevdiğine inanmak istedin.
Gece bunları düşünen Laszlo sonunda bir karara vardı.
Yanlış karara.
Sayın Kongre üyesi. John Locke’nin söylediği başka bir şeyi anımsayın: &‘Eğer devlet vatandaşlarının haklarını korumazsa, geriye uygun tek bir cevap kalıyor.’

-Neymiş o?

&‘Devrim.’

Empati, Adam Fawer

Elijah birden insan iradesinin bu girdabın içinde ne kadar önemsiz olduğunu anlar .Her kişi Tanrı &‘ nın minik bir parçasıdır ve hizmet ettiği tümleşik bütünden haberi bile yoktur .Ancak bir damarda yer alan bir kan hücresi kadar bilinçli ; bir amaçla dolu ama o amacın büyük plandaki yerinden habersiz .
Herşeyin sıradanlaştığı bir dünyada, Bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.
Korkularla dolu bir kafada hayaller için yer kalmaz …
kör birisi için renklerin ne anlamı olabilirdi ki ?"
Schopenhauer ne demişti?
Der Mensch kann was er will; er kann aber nicht ivollen was er vill.
Kişi istediğini yapabilir; ama ne isteyeceğini isteyemez."
Tuhaf,tüm.duyguların merkezi olan olan beyin,acı hissetmeyen tek organdır.
Kişi istediğini yapabilir ama ne isteyeceğini isteyemez .
~ Schopenhauer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir