İçeriğe geç

Charlie’nin Çikolata Fabrikası Kitap Alıntıları – Roald Dahl

Roald Dahl kitaplarından Charlie’nin Çikolata Fabrikası kitap alıntıları sizlerle…

Charlie’nin Çikolata Fabrikası Kitap Alıntıları

Lütfen, yalvarıyorum. Gidin televizyonunuzu çöpe atın ve boşalan yere güzel bir kütüphane kurun.
hayatın ayrılmaz bir parçasıdır kitaplar.
kim hayır diyebilir gofretli çokobara?
sümsük çekirdekler mi! diye bağırdı Violet Beauregarde.
tıpkı senin gibi! dedi Bay Willy Wonka.
geğirsene salak, geğir, yoksa bir daha aşağı inemezsin!
vay anasına!
koca poposu dev bir mantar gibi havaya dikilmişti.
biri arkasından usulca itecek olsa..ve öyle de oldu!
bu adam salağın teki!
beşinci altın bana çıktı, anne!
umut fakirin ekmeği. öyle değil mi Charlie?
Güçlüklerle karşılaşan, zor günler yaşayan küçük çocuklara umulmadık bir sağduyu gelir, bir de bakarsınız kafayı çalıştırıyorlar, zorlukların üstesinden gelmeye çabalıyorlar.
Ama yine de minicik bir şansımız olabilir, umut fakirin ekmeği. Öyle değil mi?
İnan bana Charlie, çocukları şımartmak hiç de iyi bir şey değildir.
Bana sorarsan hiç umut yok.
Lütfen, yalvarıyorum gidin televizyonunuzu çöpe atın ve boşalan yere güzel bir kütüphane kurun.
Hayatın ayrılmaz bir parçasıydı kitaplar!
Çocuklarına kitap okurdu analar babalar!
Her çocuğun başucunda bir kitap dururdu!
Odası baştan başa kitaplarla doluydu!
Aslında hiç umutlanmamalıyız. Ama yine de minicik bir şansımız olabilir. Umut fakirin ekmeği. Öyle değil mi?
Eğer yaşanmakta olana başkaldırıyorsanız ve gençseniz, yaşadığınız her ne olursa olsun serüvendir.
O yüzden, yalvarırız hepinize, lütfen,
Eve gidince atın televizyonu pencereden!
Evde televizyondan boşalan yere
Güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
Doldurun rafları en tatlı kitaplarla,
Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.
hayatın ayrılmaz bir parçasıdır kitaplar.
Devletler, kontrollerine aldıkları muhalefet hareketlerini, ayaklanmaları ya da devrimleri, dışında kaldıklarından daha kolay engeller.
Lütfen, yalvarıyorum gidin televizyonunuzu çöpe atın ve boşalan yere güzel bir kütüphane kurun.
Lütfen, yalvarıyorum. Gidin televizyonunuzu çöpe atın ve boşalan yere güzel bir kütüphane kurun.
Ama yine de minicik bir şansımız olabilir.Umut fakirin ekmeği.
Hayatın ayrılmaz bir parçasıdır kitaplar..
İnan bana Charlie, çocukları şımartmak hiç de iyi bir şey değildir.
“Küçük Charlie Bucket, sabah okula giderken, akşam okuldan dönerken günde iki kez fabrikanın kapılarının önünden geçerdi. Her geçişinde adımlarını yavaşlatır, burnunu havaya kaldırır, çikolataların çevreyi saran muhteşem kokusunu derin derin içine çekerdi. “
Bu dünyada kim biliyor ki
Kimin nereye gittiğini!
Kürek nereye kürek çeker,
Irmak nereye akar gider!
Bu dünyada kim biliyor ki
Kimin nereye gittiğini!
Kim nereye kürek çeker,
Irmak nereye akar gider?
Eyvah, göz gözü görmüyor,
Büyük bir tehlike geliyor!
Kürekçiler küreklere asılıyor,
Bu kayık dur durak bilmiyor!
Güçlüklerle karşılaşan, zor günler yaşayan küçük çocuklara umulmadık bir sağduyu gelir, bir de bakarsınız kafayı çalıştırıyorlar, zorlukların üstesinden gelmeye çabalıyorlar.
İnsan ne kadar okursa
Doyamaz o kadar kitaba!
Ama yine de minicik bir şansımız olabilir, dedi. Umut fakirin ekmeği.
Bana sorarsan hiç umut yok.
O yüzden, yalvarırız hepinize, lütfen,
Eve gidince atın televizyonu pencereden!
Evde televizyondan boşalan yere
Güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
Doldurun rafları en tatlı kitaplarla,
Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.
Hayatın ayrılmaz parçasıydı kitaplar!
Çocuklarına kitap okurdu analar babalar!
Her çocuğun başucunda bir kitap dururdu!
Odası baştan başa kitaplarla doluydu!
“Bu dünyada kim biliyor ki
Kimin nereye gittiğini!”
Çikolatayı kaptı, kağıdı yırttı, kocaman bir ısırık aldı. Sonra bir daha bir ısırık daha Oh, insanın lezzetli bir şeyler yiyebilmesi ne kadar büyük bir mutluluktu! Hele şu çikolatanın tadına doyum olmuyordu!
Hava çok soğuk oldu mu, nedendir bilinmez, korkunç iştahı açılır insanın. Canımız neler çeker neler
Aslında hiç umutlanmamalıyız. Ama yine de minicik bir şansımız olabilir. Umut fakirin ekmeği. Öyle değil mi?
Ama canının en çok sevdiği şey ÇİKOLATA’ y dı. Sabahları yürüyerek okula giderken, dükkanların vitrinlerindeki dizi dizi çikolataları görür, burnunu cama dayayıp içi giderek seyrede vardı onları.
Şimdiki çocukların hepsi bu veletler gibi mi yoksa?
Lütfen, yalvarıyorum. Gidin televizyonunuzu çöpe atın ve boşalan yere güzel bir kütüphane kurun.
Hayatın ayrılmaz bir parçasıdır kitaplar
Umut fakirin ekmeği. Öyle değil mi, Charlie?
Joe dede, Çocukları şımartmak hiç de iyi bir şey değildir.
Nasıl söyleyeyim bilmiyorum, yemek yemek Augustus’un tek tutkusu. Ama yine de boş vakitlerinde haylazlık etmesinden, mahallenin çocukları ile dövüşmesinden iyidir sanırım. Zaten hep söylerim, beslenmeye ihtiyacı var ki bu kadar yiyor, yoksa bütün gün neden kıtlıktan çıkmış gibi yesin ki? Çocuk vitamin, alıyor efendim!
Bana sorarsan, hiç umut yok.
Görəsən,ömründə bir dəfə də olsun
Düşünvmü ki,
BU LƏNƏTƏ GƏLMİŞ YEŞİK
UŞAQLARI GİCBƏSƏR EDİR?
DÜŞÜNMƏK VƏ XƏYAL QURMAQ
QABİLİYYƏTLƏRİNİ MƏHV EDİR?
GƏNC VARLIĞIN QƏLBİNİ
HƏR CÜR ZİR-ZİBİLLƏ DOLDURUR
VƏ ZƏRİF UŞAQ BEYNİNi
MUM KİMİ YUMŞALDIR?
MÖCÜZƏLƏR DÜNYASINI NİŞAN ALARAQ
CANLI TƏSƏVVÜRÜN ODUNU
HƏMİŞƏLİK SÖNDÜRÜR?
Əvəzində bizdən soruşacaqlar:
Onda bəs körpələrimizi
Nə ilə əyləndirək?
Biz də onlara cavab verəcəyik:
Bəs sizin qızıl uşaqlığınızda
Dünya bu məkrli ixtiradan
Bixəbər yaşayanda
Sizin əyləncəniz nədən ibarət idi?
Unutmusunuz? Yadınıza salarıq!
Lap hündürdən,özü də hecalarla deyərik:
Siz FA-Sİ-LƏ-SİZ Kİ-TAB
O-XU-YUR-DU-NUZ!
Və birini bitirən kimi
Digərindən yapışırdınız!
Nə deyək ki,gününüzü kitabsız
Təsəvvür etmədən
Öz evinizi uşaq otağından tutmuş
Ta yataq otağınadək oxu zalına çevirirdiniz!
Hər yerdə-masaların və stulların üstündə-
Orda-burda kitab görmək olardı.
Yalanım varsa söyleyin, canlarım!
Öbürleri başlarını usulca sallayarak onayladılar: Yalanın yok, tamamen doğrusun. Hem de dosdoğrusun.
Ama canının en çok sevdiği şey ÇİKOLATA’ydı. Sabahları yürüyerek okula giderken, dükkanların vitrinlerindeki dizi dizi çikolataları görür, burnunu cama dayayıp içi giderek seyrede vardı onları.
Merhaba
Çocuk kitabı adı altında her yetişkinin okuması gereken kitaplardan bence Charlie’nin Çikolata Fabrikası. Daha önce Matilda’sını da okumuştum Roald Dahl’ın ve yine yetişkinlerin mutlaka okuması gerektiğini vurgulamıştım.
Her karakter ayrı ayrı incelenmeli Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nda da. Hele ki Charlie’nin dışındaki diğer dört çocuk ve ailesi!
Televizyon bağımlılığı, her şeye sahip olma tutkusu, insanları hor görme, aşırı tüketicilik!
Fakirlik dışında hiçbir problemleri olmayan Charlie ve ailesini çok sevdiğim kesin. Sadece doğum günlerinde bir parça çikolata yiyebilen masum bir çocuğun, o koskoca esrarengiz çikolata fabrikasının gelecekteki sahibi olma hakkını elde etmesi ise adeta mucize!
.
Benim gibi okumaya geç kaldığınızı düşünüyorsanız mutlaka okuyun. Ebeveyn olarak okuduğum için ayrıca mutluyum ? çünkü oğluma çok güzel kitaplar biriktiriyorum. Umarım hep iyilerin kazandığı, iyiliğin kazandığı bir dünyaya dönüşür dünyamız.
Mutlu okumalar..
İşte Charlie.
Merhaba Charlie. Nasılsın bakalım? Nasıl gidiyor? Bakın, sizinle tanıştığına ne kadar sevindi.
Hiç dert etmeyin! diye bağırdı Bay Wonka. Her şeyin bir çaresi vardır! O işi bana bırakın!
Bay Wonka, Boş lafla vakit kaybetmeyelim! diye sözünü kesti Joe Dede’nin.
Yetişkin biri beni dinlemez, yeni bir şey öğrenemez. Kendi bildiğini okur, bana kulak asmaz. O yüzden, fabrikamı bir çocuğa vermeliyim.
Ve bir kez okumaya başladılar mı, Seyredin yüzlerinde beliren aydınlığı!
Yalvarırız hepinize, lütfen,
Eve gidince atın televizyonu pencereden!
Evde televizyondan boşalan yere güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
Doldurun rafları en tatlı kitaplarla, Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.
Hayatın ayrılmaz bir parçasıydı kitaplar!
Çocuklarına kitap okurdu analar babalar!
Her çocuğun başucunda bir kitap dururdu!
Odası baştan başa kitaplarla doluydu!
Akıllara durgunluk veren masallar, Korkunç canavarlar, zalim padişahlar, Tahta bacaklı korsanlar, kırk haramiler, Cinler, periler, bir de çizmeli kediler,
Beyaz atlı prensler, pamuk prensesler, Kötü yürekli vezirler, yedi cüceler
Bir ateş düştü mü acaba yüreğinize,
Nedir yavrucuğumun başına gelen diye?
AKLINI BAŞINDAN ALIR İNSANIN!
NE DÜŞ BIRAKIR, NE DÜŞGÜCÜ, İNANIN!
AKIL ERDİREMEZ ARTIK HİÇBİR ŞEYE!
ÇOCUĞUN ADI ÇIKAR KUŞ BEYİNLİYE, NE HAYAL DÜNYASI, NE PERİ MASALI, KESİLİR TEPEDEN TIRNAĞA KASKATI!
KAFAYI BİR TEK TELEVİZYONA TAKAR!
ÖYLE OTURUR, BOŞ GÖZLERLE BAKAR!
Aman derim, çocukları ASLA şımartmayın,
Sakın televizyonun yanına yaklaştırmayın, Ama kökten çözmek istiyorsanız sorunu Dünya yıkılsa açtırmayın o aptal kutusunu.
Hayır , hayır! Hoop! Her şeyi durdurun!
Ben televizyondan pek hoşlanmam.
Ama kim bu kadar şımarır durduk yerde?
Öyleyse kim şımarttı bu kızı böyle,
Kim peki dedi her saçma isteğine?
Kim yüz verdi bu kafasız kıza,
Kusur kimde, suçlu kim acaba?
Sakın öyle uzaklara bakmayın,
Suçluları kızın yanında arayın!
Az önce çöp deliğinin dibini boyladı.
Çok yerinde bir karar verdik,
İşi kökünden çözelim dedik.
Yavaşlayamam! dedi Bay Wonka. Yavaşlarsak oraya zamanında varamayız.
Aşağıdan o kadar da bağırdım, ‘Geğirsene salak, geğir, yoksa bir daha aşağı inemezsin!’ diye. Ama geğirmedi işte, geğiremedi ya da geğirmek istemedi belki de. Sanırım kibarlıktan. Şimdi Ay’a varmıştır herhalde.
Her şeyin zamanı var! diye seslendi. Bu kadar sabırsız olma!
Daha çok genç, geç kalmış sayılmaz, Umarız düzelir, ama yine de belli olmaz.
Bay Wonka, Rica ederim tartışma evladım! diye bağırdı. Değerli vaktimizi tartışarak harcamayalım!
Bay Wonka gururla, Erimez Tükenmez Bonbonlar! diye bağırdı. En son keşfim! Bunları çok az cep harçlığı alan çocuklar için yaptım. Bu Erimez Tükenmez Bonbonu ağzına atacaksın, ne kadar emersen em hiç bitmeyecek, asla tükenmeyecek!
Sümsük çekirdekler mi! diye bağırdı Violet Beauregarde.
Tıpkı senin gibi! dedi Bay Wonka.
Bu dünyada kim biliyor ki
Kimin nereye gittiğini!
Kim nereye kürek çeker,
Irmak nereye akar gider!
Üstüne bastığınız çimenler, yeni keşfettiğim yumuşa­cık bir nane şekerinden yapıldı! ‘Nanik’ adını verdim ona! Koparın, bir tadına bakın!
Yeraltında istediğim kadar yer var. Sınırsız
Ah, ne kadar zeki bakışları vardı!
Bil ki, inanılmaz, akıl almaz şeylerle karşılaşacaksın! Seni olağanüstü sürprizler bekliyor!

“Charlie’nin Çikolata Fabrikası Kitap Alıntıları – Roald Dahl” hakkında 1 yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir