Yabancı Kitap Alıntıları – Albert Camus

Yabancı Kitap Alıntıları – Albert Camus

Albert Camus kitaplarından Yabancı Kitap Alıntıları sizlerle.

Yabancı Kitap Alıntıları

Yarım yamalak dinlediğim birinden kurtulmak istediğimde hep yaptığım gibi, onaylar gibi göründüm.
Yaptığımdan çok da pişman değildim. Ama bu kadar hırslanmasına şaşıyordum. İçtenlikle hatta dostça, yaptığım herhangi bir şeyden hiçbir zaman gerçek anlamda pişmanlık duyamadığımı ona anlatmayı isterdim.
Ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.
Kaderim, bana fikir sorulmadan belirleniyordu.
Akşam Marie beni almaya geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. Benim için fark etmediğini, o isterse evlenebileceğimizi söyledim.
Onu kırmak istemezdim, öte yandan hayatımı değiştirmek için de bir neden göremiyordum.
Hayatınızda bir değişiklik yapmak hoşunuza gitmez mi, diye sordu. Ben de insanın hayatını hiç değiştirmediğini, her hayatın az çok aynı olduğunu, buradaki hayatımdan hiç şikayetçi olmadığımı söyledim.
“Evet,” diye haykırdı, “bu adamı,bir anneyi bir cani,kalbiyle gömmüş olduğu için suçluyorum.”
Bütün bu insanların benden ne kadar nefret ettiklerini hissetmiştim.
Hayır, çıkar yol yoktu ve kimse hapishanelerdeki akşamların nasıl olduğunu tasavvur edemezdi.
Benim için sadece dün ya da yarın sözcüklerinin bir anlamı vardı.
Bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse, hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir. Canının sıkılmaması için yeter derecede anıya sahip olmuştur.
İnsanın sonunda her şeye alışacağını söylerdi.
Ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.
Sizin kadar katı ruhlu bir adam görmedim.
Sonra yargıç, dikkatle, biraz da kederle yüzüme bakarak, “Sizin kadar katı ruhlu adam görmedim, karşıma çıkan caniler bu ıstırap sembolü karşısında hep ağlamışlardır,” dedi. Cani oldukları içindir, diyecektim. Ne var ki, ben de onlar gibiydim.
Ona, diretmekle yanıldığını söyleyecektim; bu son nokta o kadar da önemli değildi. Fakat sözümü kesti, karşımda dimdik durarak ve beni yüreklendirerek Tanrı’ya inanıp inanmadığımı sordu. Hayır, dedim. Hoşnutsuzluk içinde yerine oturdu. Bunun mümkün olmadığını her insanın, hatta ondan yüz çevirenlerin bile Tanrı’ya inandığını söyledi bana. O böyle inanıyordu, bundan bir an bile şüphe etse hayatının anlamı kalmayacaktı.
“Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım.” diye cevap verdim.
İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir.
İnsan, hayatını hiç değiştiremez ki. Zaten herkesin hayatı birbirinin aynıdır.
Ona kalırsa, asıl hastalığı ihtiyarlıkmış. İhtiyarlığınsa devası yokmuş.
Dünyayı kendime bu denli benzer, bu denli kardeş gibi hissedince, eskiden mutlu olduğumu, hatta hâlâ mutlu olduğumu hissettim.
Ama benim ruhumdan bahsettikleri tüm bu uzun cümleler, bitmek tükenmek bilmeyen günler, saatler yüzünden her şeyin başımı döndüren, renksiz bir su olup aktığı izlenimine kapıldım.
Her insanın, hatta ondan yüz çevirenlerin bile tanrıya inandığını söyledi bana. O böyle inanıyordu, bundan bir an bile şüphe etse hayatının anlamı kalmayacaktı.
Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım.
Elde etme gücüne sahip olmadığı bir şeyden yoksun diye yakınamayız.
insan her zaman biraz suçludur.
-Demek hiç umudunuz yok, tamamen yok olacağınız düşüncesiyle mi yaşıyorsunuz?
-Evet.
Ama herkesin bildiği gibi, hayat yaşamaya değmez.
İnsan bilmediği konularda hep abartılı fikirlere sahip olur.
Kaderim benim fikrim alınmadan yazılıyordu.
yıllar sonra ilk kez içimi aptalca bir ağlama arzusu kapladı, bütün bu insanların benden ne çok nefret ettiklerini anlamıştım çünkü.
Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım.
İnsan eninde sonunda her şeye alışır.
#8221;İnsan bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır. #8221;
#8221;Sanık sandalyesinde otururken bile insanın kendisinden bahsedilişini işitmesi daima ilgi çeken bir şey oluyor. #8221;
#8221;Tanrı'ya inanıp inanmadığımı sordu. Hayır, dedim. Hoşnutsuzluk içinde yerine oturdu. Bunun mümkün olmadığını her insanın, hatta ondan yüz çevirenlerin bile Tanrı'ya inandığını söyledi bana. O böyle inanıyordu, bundan bir an bile şüphe etse hayatının anlamı kalmayacaktı. #8221;
#8221;Sağlıklı bütün insanlar, sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir. #8221;
#8221;İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir. #8221;
Kıymetimi benden ayrıldıktan sonra anlayacaksın.
Belleğimi işletmesini öğrendiğim andan itibaren artık hiç canım sıkılmaz oldu
İnsan hiç bir şeyi gerektiğinden fazla büyütmemeli
O zamanlar sık sık şöyle düşündüm; beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki gök parçasına bakmaktan başka yapacak işim olmasa da yavaş yavaş ona da alışacaktım. Kuşların geçişlerini, bulutların birbirlerine rastlayışlarını bekleyecektim..
Ama insan hiçbir şeyi gerektiğinden fazla büyütmemeli; ben bu duruma başkalarından daha kolay katlandım. Tutukluluğumun başında en zoruma giden şey, kafamda hala özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı.
ölmüşse artık beni hiç ilgilendirmezdi. ben öldükten sonra insanların beni unutacaklarını nasıl çok iyi anlıyorsam, bunu da kendim için öyle doğal buluyordum. ölümümden sonra insanların artık benimle hiçbir alışverişi kalmıyordu. hatta bunun düşünmenin bile acı olduğunu söyleyemezdim. aslında, insanın eninde sonunda alışmayacağı hiçbir düşünce yoktur.
O zamanlar sık sık şöyle düşündüm; beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki gök parçasına bakmaktan başka işim olmasada yavaş yavaş ona da alışacaktım.
Sizi yıpratan insanlardan sessizce uzaklaşın.
İnsan eninde sonunda her şeye alışır
Fakat herkes bilir ki hayat , yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir .
Sonra yargıç, dikkatle, biraz da kederle yüzüme bakarak, “Sizin kadar katı ruhlu adam görmedim, karşıma çıkan caniler bu ıstırap sembolü karşısında hep ağlamışlardır,” dedi. Cani oldukları içindir, diyecektim. Ne var ki, ben de onlar gibiydim. 
#8221; İnsan eninde sonunda her şeye alışır. #8221;
Ona, diretmekle yanıldığını söyleyecektim; bu son nokta o kadar da önemli değildi. Fakat sözümü kesti, karşımda dimdik durarak ve beni yüreklendirerek Tanrı’ya inanıp inanmadığımı sordu. Hayır, dedim. Hoşnutsuzluk içinde yerine oturdu. Bunun mümkün olmadığını her insanın, hatta ondan yüz çevirenlerin bile Tanrı’ya inandığını söyledi bana. O böyle inanıyordu, bundan bir an bile şüphe etse hayatının anlamı kalmayacaktı.
Sizi yıpratan insanlardan sessizce uzaklaşın.
Tabi, umut bir yolun dönemecinde, var hızla koşarken birden yetişen bir kurşunla yere serilivermekti.
Kaderim, bana fikir sorulmadan belirleniyordu.
Tuhaf biri olduğumu, beni hiç şüphesiz bu yüzden sevdiğini ama belki de günün birinde, yine aynı sebepten ötürü benden nefret edeceğini mırıldandı.
Ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.
Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım. diye cevap verdim.
Herkes imtiyazlıydı. Bu dünyada imtiyazlılardan başka kimse yoktu. Ötekileri de günün birinde mahkûm edeceklerdi.
İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve nerede olacağının önemi yoktur, apaçık bir şeydir bu.
İnsan bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır.
İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz
Artık bana ait olmayan bir hayatın bütün hatıraları başıma üşüşüverdi. Evet, bu hayat bana ait değildi ama en küçük ve en güçlü mutluluklarımı; sevdiğim mahalleyi, gökyüzünün akşamları aldığı her çeşit hali, Marie’nin gülüşlerini ve giysilerini o hayatta bulmuştum ben.
Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu. Kaderim, bana fikir sorulmadan belirleniyordu.
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

Doğrular Kitap Alıntıları – Albert Camus Defterler 1 Kitap Alıntıları – Albert Camus Asturya’da İsyan Kitap Alıntıları – Albert Camus

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x