Veba Kitap Alıntıları – Albert Camus

Veba Kitap Alıntıları – Albert Camus

Albert Camus kitaplarından Veba Kitap Alıntıları sizlerle.

Veba Kitap Alıntıları

“Çekip gidene her şey mizâh, kalıp bekleyene her şey şiirdir ”
İnsanlar yalnız felaketi yaşarken gerçeğe kendilerini kaptırırlar; yani susarlar.
Ama belki de anlayamadığımız şeyleri de sevmeliyiz.
Annem de böyleydi, kendini öne çıkarmayışını severdim ve hep onunla olmak isterdim. Sekiz yıl oluyor, öldü diyemiyorum. Her zamankinden biraz daha silikleşti ve geri dönüp baktığımda, artık yoktu.
Beni ilgilendiren tek şey dedim, iç huzuru bulmak.
Aşksız bir dünyanın ölü bir dünya olduğunu ve bir an gelip, insanın hapishanelerden, işten ve çaba sarf etmekten usanarak sevdiği varlığın yüzünü, şefkatle aydınlanmış bir kalbi arzuladığını biliyordu.
Gece bir yandan da insanların yüreğindeydi.
Tamam! Hepimiz delireceğiz, orası kesin.
insanlar hep konuşur
Ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği bu yaratılışı reddedeceğim.
Tamam! Hepimiz delireceğiz, orası kesin.
“Çekip gidene her şey mizâh, kalıp bekleyene her şey şiirdir ”
Çocuklara işkence çektiren bu düzeni sevmekten ölünceye kadar kaçınacağım.
Bir hapsedilmişliği başka bir hapsedilmişlikle göstermek, gerçekte var olan herhangi bir şeyle göstermek kadar mantığa uygundur.
Katilin ruhu kördür ve insan her türlü sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.
Ama biliyorsunuz, azizlerden çok mağluplarla dayanışma duygusu içindeyim. Sanırım kahramanlık ve azizlik merakım yok. Beni ilgilendiren, insan olmak.
Şunu anladım, insanların tüm mutsuzluğu açık konuşmamalarından kaynaklanıyor. O zaman, doğru yolda olmak için açık konuşmayı ve açık davranmayı seçtim.
“Hiç mi umut yok doktor?”
Bizim burada insanların birbirlerini nasıl sevdiklerini belirtmeye gerek yoktur. Erkekler ve kadınlar aşk gibi mi denen şeyde çabucak birbirlerini yutarlar ya da iki kişilik uzun bir alışkanlık geliştirirler.
Bir kenti tanımanın en bildik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, orada birbirlerini nasıl sevdiğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır.
“huzurlu gibi duruyorum. Ama yalnızca normal olmak için hep çok büyük çaba harcamak zorunda kaldım.”
“İnsan her zaman çelik gibi iradeli olamaz, her zaman dimdik duramaz ve sonunda mücadele için örülmüş o güç yumağını coşku içinde çözmek de bir mutluluktur.”
Gitmekten mutlu değilim ama yeniden başlamak için mutlu olmak gerek.
Gitmekten mutlu değilim ama yeniden başlamak için mutlu olmak gerek.
Ben onların arasındaydım ama yalnızdım.
Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız ,günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi.Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız,günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı.Yani başlangıç noktasını farklı seçersen aynı olay kişide iki farklı yargı oluşturabilir.Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikayeyi nekadar süreyle takip ettiğine bağlıdır.
Annem de böyleydi, kendini öne çıkarmayışını severdim ve hep onunla olmak isterdim.
Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Benim başka kaygılarım var.
Kendimi ifade etmeyi nasıl da öğrenmek isterdim!
“Kim öğretti size bunları doktor?”
“Sefalet.”
Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Umutsuzluğa alışmak umutsuzluktan beterdir.
Önemli olan düşünce biçimi iyi olup olmaması değil, düşündürmesidir.
Evet Rieux, vebalı olmak çok yorucudur. Vebalı olmamayı istemek ise daha da yorucudur. İşte bu nedenle herkes yorgun duruyor, çünkü bugün herkes biraz vebalı. Ama işte bu nedenle, artık vebalı olmak istemeyen bazı kişiler sonsuz bir yorgunlukla karşı karşıya ve bundan onları ancak ölüm kurtaracak.
Bir insanın kurşuna dizildiğini hiç gördünüz mü? Hayır tabii, genellikle çağrılı olmak gerekir ve izleyiciler önceden seçilir. Siz resimlerde ve kitaplardakini görmekle kalmışsınız. Bir göz bandı, bir direk ve uzakta birkaç asker. Hiç öyle değil! Ateş edecek manganın mahkûmun bir buçuk metre yakınında durduğunu bilir misiniz? Mahkûmun iki adım atsa göğsüyle silahlara çarpabileceğini bilir misiniz? Bu kısacık mesafede tetiği çekenlerin kalbe nişan aldığını ve hep birlikte koca koca kurşunlarıyla bir yumruğun girebileceği büyüklükte bir delik açtığını bilir misiniz? Hayır, bilmezsiniz, çünkü bunlar konuşulmayan ayrıntılardır. İnsanların uykusu vebalıların hayatından daha kutsaldır. İyi insanların uyumasına engel olmamak gerekir. Böyle konulardan konuşmak nahoştur, insanın ağzında kötü bir tat bırakır, bunu herkes bilir. Ama ben, o zamandan bu yana doğru dürüst uyumadım. Kötü tat ağzımda kaldı ve ısrar etmekten yani bunu düşünmekten vazgeçmedim.
Kuşkusuz aşkımız yerinde duruyordu ama artık kullanılmaz haldeydi.
İnsan acı çekmeyi ya da uzun süre mutlu olmayı beceremiyor.
“Ama bir öğretmen iki kere ikinin dört ettiğini öğretiyor diye tebrik edilmez. Belki bu mesleği seçti diye tebrik edilir.”
İnsan her zaman çelik gibi iradeli olamaz, her zaman dimdik duramaz ve sonunda mücadele içinde örülmüş o güç yumağını coşku içinde çözmek de bir mutluluktur.
Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer gerekçesi iyi açıklanmazsa iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Yenilerle karşılaştırınca ister istemez eskiler daha iyi gibi duruyor.
Ve ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği şu yaradılışı reddedeceğim.
Bazen insanın bilmeden acı çektiği olur. Yıllar geçmişti. Daha sonra gitmişti. Tabii yalnız gitmemişti. Seni sevdim, ama artık yoruldum Gitmekten mutlu değilim, ama yeniden başlamak için mutlu olmak gerek. işte, kabaca, yazdıkları bunlardı.
“Çalışan bir adam, yoksulluk, ağır ağır tıkanan gelecek, masa başında akşamların sessizliği, böyle bir evrende tutkunun yeri yoktur.”
“Seni sevdim, ama artık yoruldum Gitmekten mutlu değilim, ama yeniden başlamak için mutlu olmak gerek.”
“Modern çağa özgü inançsızlıktan da, geçmiş yüzyılların yobazlığından da uzak”
Ah doktor, diyordu, kendimi dile getirmeyi nasıl da öğrenmek isterdim!
Her yerde olduğu gibi Oran'da da zamanları ve durup düşünecek halleri olmadığından insanlar birbirini pek de bilmeden sevmek zorundadır.
Bir kenti tanımlamanın en bilindik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, nasıl sevdiğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır.
Hayatı boyunca yoksul olmuştu ve yoksulluk ona boyun eğmeyi öğretmişti.
“Nasıl ölü bir adam ancak ölü halde görüldüğünde önem taşırsa, tarih sahnesine saçılmış yüz milyon ceset de hayalimizde silik bir görüntüden başka bir şey değildir.”
Katlanamadığım bazı düșünceler var.
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

Doğrular Kitap Alıntıları – Albert Camus Defterler 1 Kitap Alıntıları – Albert Camus Asturya’da İsyan Kitap Alıntıları – Albert Camus

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x