Var mısın? Kitap Alıntıları – Doğan Cüceloğlu

Var mısın? Kitap Alıntıları – Doğan Cüceloğlu

Doğan Cüceloğlu kitaplarından Var mısın? kitap alıntıları sizlerle

Var mısın? Kitap Alıntıları

Sana istediklerini verdiği için mi seviyorsun? İstediklerin değişecektir. Peki iyi bir yoldaş olduğu için mi seviyorsun? İşte o zaman bu devam edecektir.
“Kendin olarak var olmana önem verildiğini hissetmek sağlıklı ilişkinin vazgeçilmezidir. Birinin eksiğini, ihtiyacını karşılamak için değil, yaşam dansı için berabersiniz. Zamanla müziğin türü ve ritmi değişir ama dans daha derin bir anlam kazanarak devam eder. “
Onun için bana öyle geliyor ki, yaratıcı olan bireyler gelişim odaklı sevgi kültürünü yaşayan toplum ve ailelerden çıkacak. Otoritenin asık yüzüne rağmen gelişip kendi olma zorluğunu göze alacaklar da çıkacaktır.
“Pareto ilkesine göre mesleğin kendisi değil ,kişinin o meslek içerisindeki yeri önemli …”
Şimdiki rahatından fedakârlık yapamayanlar anlamlı, coşkulu ve güçlü bir gelecek için uğraş veremez.
İnsan kendini tanımak için okur . Bunu da ancak olgunluğa erişmiş bir insan idrak edebilir.
Büyüklerimiz , Gelin size bir masal anlatayım, dediği zaman bunu istemediğini söyleyen çocuk olabilir mi ? Bir varmış , bir yokmuş , diye başladığında hayatımızda yepyeni bir kapı açılır , bir macera başlar .
Önemli olan insandaki öze ulaşmaktır .
Çektiğim hiçbir acı nedensiz değil. Ben onlar sayesinde ben oldum.
Karı koca olmak sosyal kimliğin ötesinde bir ruhtur. İşte o ruhun özü paylaşılan inanç ve değerlerdir.
“Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir”
Ben aslında hiç yaşamamışım ki .
Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki! İçi çocuk ama bedeni yetişkin .. Bunlar kötü insan değiller ama her türlü kötülüğüde yapabilirler.

Kişi olgunlaştıkça hem kendini hem de hayatı diğerinin gözünden görmeyi öğrenir.

Cinselliği konuşmayı, anlamayı yasakladığında, cinsel enerji yok olmuyor. Sadece konuşmamış oluyorsun ama o enerji hayatının tümünü etkilemeye devam ediyor.

Sırf kız oldukları için okutulmayan insanlar var benim ülkemde.

Kişinin hayatında sadece bir boyut baskın olursa ve kişi varoluşunun diğer boyutlarını umursamazsa insan olarak eksik kalır, eksik yaşar.
Mentorun gerçek etkisi kurduğu sohbet içinde kendini gösterir; yalnız başkasıyla sohbet edebilmek için öncelikle kişinin kendisiyle sohbet etmesini bilmesi gerekir

Yaptığı sıradan şeylere sürekli aferin denilen çocuğun kendini aşarak yeni başarılara ulaşma şevki zaman içinde kaybolur. Her şeye aferin demek doğru değildir.
Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız ,günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi.Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız,günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı.Yani başlangıç noktasını farklı seçersen aynı olay kişide iki farklı yargı oluşturabilir.Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikayeyi nekadar süreyle takip ettiğine bağlıdır.

Gözle, bakışla, tavırla, özle söylenen aferin, sözle söylenen aferinden daha etkilidir.

Türkiyede nasıl ki tamir edilmemiş bir musluk damla damla milli serveti harcıyorsa, kapanmamış bir ampul onu kapatmayan kişi farkında olsa da olmasa da milli serveti boş yere harcıyorsa, gelişmesine önem verilmemiş her çocuk da milli servete bir ihanettir.
Kızılderili bilgenin sözlerinin tam sırası; Bir savaşçının gücü, niyetinin saflığındadır.
Bir çocuğu geliştirip özgür bir birey olması için çabalamak yerine kalıplayıp emir kulu yapmaya çalışmışız. İşte bu yüzden farkında olmadan çocuklarımızın canını yakıyoruz ve yakmaya da devam ediyoruz
İşte yapılan yanlış burada. Her şeye çıkarı kadar değer vermekte. Farkına varmadan yapılan öyle büyük bir hata ki bu. Kimseyi geliştirmez. Oysa karşındakine bakınca şunu görmek mümkün ; “burada bir öz var ve o öz aslında muhteşem bir potansiyel.”
Yalnızlığımın çevremde konuşacak arkadaşım olup olmamasıyla ilgili olduğunu sanırdım; çevremde birsürü insan varken iliklerime kadar yalnız hissettiğimi görünceye dek.
Hiç kimse başka bir insanı yetiştiremez. Bir insan yetişmeye karar verdiği zaman onu yetiştirecek en önemli kişi yine kendisidir. Sen ancak onun hedeflerini bulmasına yardım edebilirsin.
Korkutmaya meraklı kişinin en büyük korkusu nedir biliyor musunuz ? Kendi yetersizliği ile yüzleşmek. Bir gün gelir de ondan korkmazlarsa ne halt edeceğini bilemez çünkü.
Eğer zamanımı etki alanımla ilgili bir şey yapmadan, sadece ilgi alanım içerisinde haber dinleyip konuşarak ya da şikayetle harcıyorsam yanlış bir tavır içindeyim demektir.
“Ben özgüveni ‘öze güven’ şeklinde söylemeyi tercih ediyorum. Bütün yaşam yolculuğu boyunca bir insanın aküsünün kaynağı budur, yani enerjisini buradan alır. İşte bu enerjinin bir diğer adı da İngilizlerin resilience dedikleri şeydir; yılmazlık.
Yılmazlık, azim, bırakmama, direnç Kendine inanma ve yapabilirim duygusu önemlidir. Çünkü kolay olanı herkes yapar.”
Ne zaman bu toplumun gençleri fütursuzca ekmeğe basmaya başlar, işte o zaman ben yas tutarım. Ülkemin çocukları saygısızca ekmeğe basmaya başlarsa ve kimse bunu umursamazsa işte ben o zaman umudumu kaybeder, ağıtlar yakarım. İşte o zaman bu toplumun değerlerini kanser sarmış demektir.
Çuvalla para koysan nimete basılmaz. Değerin parasal karşılığı yoktur.
İnsan neden okur? sorusunun bendeki yanıtı bu. İnsan kendini tanımak için okur. Bunu da ancak olgunluğa erişmiş bir insan idrak edebilir.
Bir çocuğun bilgiden ziyade ilgiye ihtiyacının olduğunu bilen iyi bir öğretmendir,
“Kendimiz hayatımızın en güçlü ve en sürekli tanığıyız. Hangi amaçla hangi seçimleri yapıyoruz? Ne demiştik; kimse bilmese dahi benim içim bilir!”
Diğer insanlarla ilişki içerisinde olmak hem ihtiyaç hem de zorunluluktur. İlişki eksikliği ya da aksaklığı birçok psikolojik soruna, gelişim bozukluğuna yol açar.
Aklım yetmeyebilir ama hayırlısı olan neyse o olsun ve umarım ben de bu hayırlı olanı yapmaya fırsat bulurum.
Mükemmel olmaya çalışma, olabileceğinin en iyisi olmaya çalış.
Çocuklarının sağlıklı bir evliliği olmasını isteyen anne babaların ilk önce kendilerinin sağlıklı bir karı-koca ilişkisi kurmayı becermesi, örnek olması gerekiyor.
İnsanlığını elinden aldığın andan itibaren kişiyi kör bir kuyuya savurursun.Bu kısır döngü içinde anlamlı bir hayat nasıl devam edebilir.
İlişkide esas zenginliğin kaynağı kadın ya da erkek olmada değil, kişinin insanlığındadır.
Yaşamında kendin olarak var olduğunda için bilir; sesin, bakışın, yürüyüşün, gülüşün, tüm bedenin bunun sinyallerini verir. Ah! diye inlerken bile içinde bin şükür duygusu vardır. Acında da, hüznünde de kendinsindir.
Eğitimin niyeti; kişinin getirdiği merak potansiyelini beslemek, daha karmaşık soruları sorabilecek ve yolculuğa zevkle devam edebilecek durumda kalmasını sağlamaktır.
Toplum olarak kendi çıkarından başka kimseyi umursamayan, mal mülk, makam sahibi insanları mı alkışlayacağız; yoksa bu ülkede doğan her bir çocuğun olabileceğinin en iyisi olmasını önemseyen vizyon sahibi yönetici ve liderleri mi?
“Ben öğrenmek için buradayım!”
“Hayatımda bir milimetre dahi olsa istediğim yönde değişiklik yapabileceğim bir alan var mı?”
“Bugün yaşamımda kendim olarak ne kadar vardım?”
Farkına varabilmek için kişinin ara sıra bir adım geri atıp dışarıdan bir gözle kendine bakabilecek bir varoluşa ulaşması gerekir.
Kendimize dönüp bakıyor muyuz?
Şimdi ve burada yoksam, ileriyi de göremem.
Neyi söylediğim kadar, nasıl söylediğim de önemli…
Biliyorum ki hayatımın anlamlı olabilmesi için önce kendi gözümde var olmam lazım.
Birlikte çıktığın yolculukta kendin olarak var olmana önem verildiğini görmek.. İşte gerçek sevgi budur.
Kişi farkına varmadığı ama etkisi altında kaldığı beklentilerinin esiri olduğu andan itibaren bir mahkum haline gelir.
İnsanlar esas itibariyle iki kutbun, yani korku ve öfke gibi olumsuz duygularla, güven ve sevgi gibi olumlu duyguların arasında bir yerde olduklarını sezgisel olarak hissediyorlar.
Yaşamında kendin olarak var olduğunda için bilir; sesin, bakışın, yürüyüşün, gülüşün, tüm bedenin bunun sinyallerini verir. Ah! diye inlerken bile içinde bir şükür duygusu vardır. Acında da, hüznünde de kendinsindir.
İnsan mutlaka hayata, yaşadıklarına bir anlam yüklemek zorunda; yani insanın bir anlam arayışı var.
Yalnız başkasıyla sohbet edebilmek için öncelikle kişinin kendisiyle sohbet etmesini bilmesi gerekir.
Hayat bir keşif yolculuğudur .
Hayatımın en önemli tanığı benim!
İnsanı insan yapan alışkınlığıdır..
İnsan kendi özünü ne kadar erken fark ederse, kendisiyle ne kadar erken ilişki kurarsa o kadar yaşıyor demektir.
Bir savaşçının gücü , niyetinin saflığındadır.
İlk defa anladım ki;paylaşabilmek için insanın simidinin olması yetmiyor,kuşlara da ihtiyaç var.Üstelik kimin kime teşekkür edeceği belli değil.
Hayatımda kendim olarak var olmam gerektiğini anlamak acı günlerin sonunda keşfettiğim değerli bir kazanım oldu.
İlk defa anladım ki; paylaşabilmek için insanın simidinin olması yetmiyor, kuşlara da ihtiyaç var. Üstelik kimin kime teşekkür edeceği de belli değil.
..Size eşim Yıldız'ın bir hikâyesini anlatayım. Mecidiyeköy'deki işine gitmek için Suadiye' den deniz otobüsüne binip Kabataş' ta inmiş.İş öncesi biraz vakti olduğu için orada bir çayhanede oturup simit-çay keyfi yapmaya niyetlenmiş. Derken birden kuşlar etrafını çevirmiş.
Bu durum Yıldız'ın hoşuna gitmiş ve onlara simidinden küçük parçalar atmaya başlamış. Kuşlar durur mu? Hemen çoğalıp Yıldız'ın etrafında halkalanmışlar.
Yıldız da şöyle düşünmüş; Şu an kuşları besliyorum ya, sanki onlar benim kuşlarımmış gibi oldu!
Bu his hoşuna gitmiş.
Sonrasında, yine bir gün erken vardım Kabataş' a diye anlattı bana. Bu kez bayağı açım. İki simit aldım, çünkü birini tamamen kuşlara atmak niyetindeyim.
Aynı yere oturdum. Kendi simidimi yerken diğerini de kuşlar için ufak ufak parçalıyor, önüme yığıyordum.
Ama bu sefer gelen giden yok; sağa attım, sola attım; kuşlar gelmedi. Bir hüzün çöktü. Bu sefer içime baktım, niye bu kadar hüzünlendiğimi düşündüm.
Ah! O an ilk defa anladım ki; simidin olması yetmiyor, kuşlara da ihtiyaç var.
Bir de şunu anladım, demişti bana. Kimin kime teşekkür edeceği belli değil. Onlara benim kuşlarımmış gibi bakıyorum ama anladım ki asıl ben onların Yıldız' ıymışım.
yaşamında kendin olarak var olmalısın.
Korkutmaya meraklı kişinin en büyük korkusu nedir biliyor musunuz? Kendi yetersizliği ile yüzleşmek. Bir gün gelir de ondan korkmazlarsa ne halt edeceğini bilemez çünkü.
Toplum olarak sürekli şikayet etmek yerine ilk adımı atmasını öğrenmeliyiz.
Zihin dilimle gönül dilimin ahengini en iyi içim bilir.
Hem son günümüz hem de ilk günümüz gibi yaşamak anlam kazanıyor. Son günümüz, çünkü ölüm denilen bir gerçek var. Ama aynı zamanda ilk günümüz ; çünkü önümüzde yatırım yapmamız, oluşturmamız gereken bir gelecek duruyor. Yaşam boyu bunun dengesini bulmak ve bu dengeyi korumak gerekir. Bu tavır şimdiyi gelecek uğruna feda etmek değildir. Şimdi ve buradayı geleceğin içinde olduğu büyük resimle algılamak ve anlamlandırmaktır.
Hüzün, kendi başına müthiş bir deryadır. Hüzünlenmeyen insan gelişmemiş bir insandır.
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

Savaşçı Kitap Alıntıları – Doğan Cüceloğlu İçimizdeki Çocuk Kitap Alıntıları – Doğan Cüceloğlu Öğretmen Olmak Kitap Alıntıları – Doğan Cüceloğlu

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x