Vanya Dayı Kitap Alıntıları – Anton Çehov

Vanya Dayı Kitap Alıntıları – Anton Çehov

Anton Çehov kitaplarından Vanya Dayı kitap alıntıları sizlerle

Vanya Dayı Kitap Alıntıları

hayatımız bir okşayış gibi dingin, yumuşak, tatlı olacak. inanıyorum, inanıyorum buna. zavallı, zavallı vanya dayı, ağlıyorsun hayatında mutluluğu tadamadın, ama bekle vanya dayı, bekle dinleneceğiz dinleneceğiz!
Yaşayacağız Vanya Dayı. Çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz. Alın yazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. Bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel gelince de uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz Tanrı da acıyarak bize ve biz seninle canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve burdaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz
Ben sanki senden daha çok mutlu muyum? Ama yine de umutsuzluğa kaptırmıyorum kendimi, sabrediyorum, hayatım kendi kendine bitene kadar da sabredececeğim Sen de sabret.
Anlıyor musun? Eğer hayatın geri kalanını başka türlü yaşama olanağı olsaydı.. Işıklı, dingin bir sabah uyanmak; hayata yeniden başladığını, bütün geçmişin unutulduğunu, bir duman gibi dağılıp gittiğini hissetmek. Yeni bir hayata başlamalı.. Söyle bana nasıl başlamalı ne ile..
Hepinizin içinde bir yıkma, yok etme şeytanı var. Ne ormanlara, ne kuşlara, ne kadınlara, ne de birbirinize acıyorsunuz
-Hep ağaçlarla uğraşmanın ilginç bir şey olacağını hiç sanmıyorum bence çok tekdüze.
-Yok son derece ilginçtir. M.Lvoviç her yıl yeni fidanlar diker. Eski ormanlar yok edilmesin diye de çaba gösteriyor eğer onu dinlerseniz mutlaka katılırsınız görüşlerine..Ormanların dünyayı güzelleştirdiğini, insana güzelliği kavramayı öğrettiğini, içimizi yüce duygularla doldurduğunu söylüyor. Ormanlar sert iklimleri yumuşatır. İklimi yumuşak olan ülkelerde, doğayla savaşta daha az güç harcanır. Böyle yerlerdeki insanlar daha yumuşak huylu ve sevecen olurlar. Daha güzel ve duyarlıdırlar. Konuşmaları zarif, hareketleri sevimli ve uyumludur. Böyle ülkelerde bilim ve sanat gelişip çiçek açar; felsefeleri iç karartıcı değildir, kadınlara davranışları zarif bir soyluluk taşır.
Bence gerçek, niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar korkunç değildir.
Ya, evet! Parlak bir kişiliktim, hiç kimseyi aydınlatmayan…
Zaten yaşam dediğimiz şeyin kendisi de öylesine sıkıcı, aptalca ve kirli ki… Yutuyor insanı. Çevren tuhaf kişilerle dolu, baştan aşağı tuhaf kişilerle. Onlarla birkaç yıl birlikte yaşayınca da, farkına varmadan tuhaflaşıyorsun sen de. Kaçınılmaz bir yazgı bu.
asıl deli olan dünya. Sizleri hâlâ üstünde tuttuğu için!
Can sıkıntısı da, aylaklık da bulaşıcıdır.
Kimseyi sevemem. . . sevmiyorum da. Beni çeken tek bir şey var artık, o da güzellik. Yalnızca güzellik heyecan veriyor bana.
Gerçek yaşamı yoksa hayallerle avutur kendini insan.
Ağaçlara da, kuşlara da, kadınlara da, birbirinize de hiç acımıyorsunuz. . .
Yaşamaktan bıkmış gibisiniz! Hem çok bıkmış gibisiniz!
Mutluluğumu yitirdim ama gururumu yitirmedim.
Yeni bir hayata başlamak Söyle bana, nasıl başlamalı ne ile
Duygularım köreldi sanki. . . Canım bir şey istemiyor, bir şeye gereksinim duymuyorum, hiç kimseyi sevmiyorum. .
Yok, asıl deli olan dünya. Sizleri hâlâ üstünde tuttuğu için.
Sanat üstüne yazıyorsun ama sanattan bir şey anladığın yok.
Özgür bir kuş gibi uçup uzaklaşabilseydim
Ömrünüzde bir kez olsun koyverin kendinizi
Sonbahar gülleri, gönül çekici, hüzünlü güller
Ne diye böyle yiyip bitiriyorsunuz kendinizi?
Bir kadın güzel değilse, Çok güzel gözleriniz var, çok güzel saçlarınız var derler.
Doğaya, insana dolaysız, temiz, özgür bir yaklaşım kalmamış artık
Hepinizin içinde bir yıkma, yok etme şeytanı var. Ne ormanlara, ne kuşlara, ne kadınlara, ne de birbirinize acıyorsunuz
Beni önce kendi kendimle barıştırın!
Acaba hak etmedim mi bunu?
İnsanları da düşüncesizce mahvediyorsunuz ve sayenizde çok geçmeden yeryüzünde ne sadakat , ne iffet , ne özveri kalacak ..
Yok, asıl deli olan dünya. Sizleri hâlâ üstünde tuttuğu için!
.. hepinizin içinde yok edici bir şeytan var Ağaçlara da, kuşlara da, kadınlara da, birbirinize de hiç acımıyorsunuz
Bence gerçek, niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar korkunç değildir.
Tam insanın kendini asacağı bir hava
Ya, evet! Parlak bir kişiliktim, hiç kimseyi aydınlatmayan
“ Kendim için bir umudum kalmadı artık. İnsanlardan da hoşlanmıyorum…
Yıllar oldu, kimseyi sevmiyorum. “
“ Eğer insanın gerçek bir hayatı yoksa düşlerde yaşamaya başlar. “
“ Tekrar yerine koyamayacağı şeyleri yok etmek için insanoğlunun aklını kaybetmiş olması gerekmez mi? “
“ Hayat o kadar berbat, sıkıcı ve iğrenç ki… Beni adeta öğütüyor. Etrafımız tuhaf insanlarla dolu… Hepsi de bir garip. İki üç yıl içlerinde kal yeter ki; fark etmeksizin onlara benzemeye başlarsın. “
Ormanlar sert iklimleri yumuşatır. İklimi yumuşak olan ülkelerde, doğayla savaşta daha az güç harcanır. Böyle yerlerde insanlar daha yumuşak huylu ve daha sevecen olurlar. Daha güzel ve duyarlıdırlar. Konuşmaları zarif, hareketleri sevimli ve uyumludur. Böyle ülkelerde bilim ve sanat gelişip çiçek açar; felsefeleri iç karartıcı değildir, kadınlara davranışları zarif bir soyluluk taşır.
Ne yapabiliriz? Yaşamak gerek!
Anlasanıza, bu dünyada yapacak hiçbir şeyiniz yok, yaşamınızın hiçbir amacı yok, sizi oyalayacak hiçbir şey yok ve eninde sonunda duygularınıza teslim olacaksınız. Kaçınılmaz bir şey bu.
Yeni bir hayata başlamak Söyle bana, nasıl başlamalı ne ile
Yok, asıl deli olan dünya. Sizleri hala üstünde tuttuğu için!
Sorun şu, manet omnis una nox, yani hepimiz ölümlüyüz.
Bence gerçek, niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar korkunç değildir.
Doğaya, insana dolaysız, temiz, özgür bir yaklaşım kalmamış artık Kalmamış işte!
Bütün o iyi tanıdıklarımız çok sığ düşünüyorlar: duyguları çok yüzeysel, burunlarından ötesini gördükleri yok, tek sözcükle aptal hepsi.
Bir kadın bir erkeğin ancak şu sırayla arkadaşı olabilir: Önce tanıdığı, sonra sevgilisi ve daha sonra arkadaşı
Dünyayı haydutların, yangınların değil de, nefretin düşmanlığın, bütün bu küçük didişmelerin mahvettiğini anlamanız gerekir
hepinizin içinde bir yıkma, yok etme şeytanı var. Ne ormanlara, ne kuşlara, ne kadınlara, ne de birbirinize acıyorsunuz
Bence gerçek, niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar korkunç değildir.
Ormanları düşüncesizce mahvediyorsunuz ve çok geçmeden yeryüzünde hiçbir şey kalmayacak. Tıpkı bunun gibi, insanları da düşüncesizce mahvediyorsunuz ve sayenizde çok geçmeden yeryüzünde ne sadakat, ne iffet, ne de özveri kalacak.
Bence gerçek, niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar korkunç değildir.
Dünyayı haydutların, yangınların değil de, nefretin, düşmanlığın, bütün bu küçük didişmelerin mahvettiğini anlamanız gerekir
Güzelliğin hâlâ benim üzerimde çok etkisi var. Beni derinden sarsıyor. Yelena eğer isterse bir günde kafamı çelebilir ancak bu aşk değil, sevgi değil
Bana öyle geliyor ki, sayemde herkesin tahammül sınırları zorlanıyor; herkes perişan, sadece ben son derece keyifliyim. Evet, kesin öyle!
Neden ikimizin arkadaş olduğunu biliyor musun İvan? Çünkü bence ikimiz de yalnız ve talihsiziz.
Hepinizin içinde bir yıkma, yok etme şeytanı var. Ne ormanlara, ne kuşlara, ne kadınlara, ne de birbirinize acıyorsunuz.
Bence gerçek niteliği ne olursa olsun, belirsizlik kadar korkunç değildir.
Zaten yaşam dediğimiz şeyin kendisi de öylesine sıkıcı, aptalca ve kirli ki Yutuyor insanı.
Tanrıya şükürler olsun, beynim henüz çürümedi fakat hislerim uyuştu. Hiçbir isteğim yok, ihtiyacım yok, kimseyi sevmiyorum senin dışında.
Kendisine verilen şeyi çoğaltması için mantıkla, yaratıcı güçle donatılmıştır insan, ama bugüne kadar hep yaratacağına yok etti. Ormanlar gitgide tükeniyor, ırmaklar kuruyor, av hayvanlarının kökü kurudu, iklim bozuldu, yeryüzü günden güne yoksullaşıyor, çirkinleşiyor.
Hayatımın harcanıp gitmiş olduğu düşüncesi. gece gün­düz, bir hayalet gibi boğuyor beni. Geçmiş diye birşey yok, boşu boşuna harcanıp gitmiş. İçinde bulunduğumuz durum korkunç derecede anlamsız . . İşte bütün hayatım ve aşkım. ne işe yarar. ne yapılır bunlarla? Duygularını bir kuyuya düşmüş güneş ışını gibi boğulup gidiyor. Mahvoluyorum.
Çok gerektiğinde ağaç kesmeyi anlıyorum gerçi, ama ormanlar balta altında yok oluyor, milyonlarca ağaç ölüyor, hayvanların ve kuşların yuvaları boşalıyor, nehirler cılızla­şıyor, kuruyor, o eşi bulunmaz güzelim manzaralar yoko­luyor.
Bugün hava ne güzel Sıcak da yok

- Tam insanın kendini asma havası. ..

Sıkıcı, aptalca, çok pis bir hayat bu İnsanı yiyip tüketiyor. Etrafta da yalnızca birtakım garip kişiler var, onların arasında yaşayınca hiç farkına varmadan, yavaş yavaş kendin de garipleşiyorsun.
İnsanoğlu anmasa bile Allah unutmaz.
Beni önce kendi kendimle barıştırın
Ormanlar gitgide tükeniyor, ırmaklar kuruyor, av hayvanlarının kökü kurudu, iklim bozuldu, yeryüzü günden güne yoksullaşıyor, çirkinleşiyor.
Yeni hiçbir şey yok. Her şey eskisi gibi. Tıpkı benim gibi, hatta belki ben daha da kötüledim, tembelleştim. Hiçbir şey yapmıyor, moruklar gibi homurdanıp duruyorum sadece.
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

Memurun Ölümü Kitap Alıntıları – Anton Çehov Hayatım Kitap Alıntıları – Anton Çehov Düşünür Kitap Alıntıları – Anton Çehov

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x