Kumarbaz Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski

Kumarbaz Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski

Fyodor Dostoyevski kitaplarından Kumarbaz kitap alıntıları sizlerle

Kumarbaz Kitap Alıntıları

Yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! Tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim!
İnsan her durumda saygınlığını koruyabilir. Mücadele yüceltir, alçaltmaz.
Sizden nefret ediyorum çünkü sınırı bu derece geçmenize ben izin verdim. Ah, sizden o kadar çok nefret ediyorum ki. Çünkü size ihtiyacım var.
İşte şimdi de kendime aynı soruyu soruyordum: Onu seviyor muyum?
Ve bir kez daha bu soruya cevap vermeye cesaret edemedim.
Size bu kadar yüz verdiğim için sizden nefret ediyorum; size bu kadar ihtiyacım olduğu için daha da çok nefret ediyorum.
Büyük bir zevkle herkesi ve her şeyi bir yana bırakıp öyle bir kaçardım ki aslında!
Ne kadar arsız, ne kadar açgözlü herkes!
Benim özgür kişiliğimin bir başkasının egemenliği altında olduğuna inanılmasını, kendim için bir hakaret sayarım.
Yani mutlaka kazanmamız gerekliydi. Bu tıpkı birinin boğulmaktan kurtulmak için yılana sarılması gibi bir şey. Kabul edin ki suya düşmeden yılana sarınılmaz.
Herkesi ve her şeyi büyük bir zevkle terk etmek geliyor içimden!
Peki yarın ne olabilirim? Yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! Tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim!
Bazen en çılgın, en imkânsız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz Dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir arzuya eşlik ediyorsa, bazen onu kaçınılmaz, önceden belirlenmiş, kadere yazılmış, var olmaması, gerçekleşmemesi imkânsız bir şey gibi kabul edersiniz!
Ciddi ve kitap okuyarak veya ciddi bir meşgale bularak yakın geçmişin büyüsünü bozmaktan korkar gibiyim.
Bazen en çılgın, en imkansız fikir kafanızda öyle bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz
Bütün kadınlar aynıdır! En onurlu olanlar bile en aşağılık kölelere dönüşür!
Bütün bunların nedeni de namus, aşırı bir namus; öyle ki satılan küçük oğlan sırf namus uğruna satıldığına yürekten inanıyor İşte ideal dedikleri budur, kurbanın ölüme götürülürken bile sevinmesi.
Benim duygularım da, onun kaygıları ve başarısızlıkları yüzünden belki ondan üç kat fazla acı çekmem de umursamaya değmezdi ya!
Çünkü hayatıma hiç değer vermiyorum artık.
Belki de ruh sayısız duyguyu bir anda tattıktan sonra tatmin olmuyor, huzursuzlanıyor ve nihai bir bitkinliğe varıncaya dek, her defasında artan bir şiddetli yepyeni duygular tatmak istiyordur.
İnsan her durumda saygınlığını korumasını bilmeli.
Bence Fransızları yalnızca saf kimseler, özellikle de Rus kızları çekici bulabilir. Olgun herhangi biri daha ilk bakışta o basmakalıp salon nezaketinin, o rahat davranışların yapaylığını fark eder ve tiksinti duyar.
Fransız'ın doğuştan sıcak olanı pek nadir bulunur. Sevimliliği her zaman yapaydır, çıkarı gerektirdiği için cana yakın davranır.
Kaybetmenin benim için ne anlama geleceğini dehşet içinde fark ettim! Masada duran benim yaşamımdı!
“Size bu kadar yüz verdiğim için sizden nefret ediyorum; size bu kadar ihtiyacım olduğu için daha da çok nefret ediyorum.”
Hey tanrım, nasıl da acı çekiyordum!
Biz Ruslar öylesine çok, öylesine türlü yeteneklere sahibizdir ki, kendimize uygun bir kalıp bulabilmemiz için deha gerekir. Oysa deha çok ender bulunan bir yeti olduğu için, çoğu zaman bundan yoksunuzdur. Fransızlar'da ve öteki Avrupalılar'da bu kalıp öylesine görkemlidir ki, dünyanın en alçak insanı da olsa kendi saygınlığına söz söyletmez.
İnsan her durumda saygınlığını korumasını bilmeli. Eğer ille de gerekiyorsa, savaşmak insanı yüceltmeli, alçaltmamalı.
Belki de ruh sayısız duyguyu bir anda tattıktan sonra tatmin olmuyor, huzursuzlanıyor ve nihai bir bitkinliğe varıncaya dek, her defasında artan bir şiddetle yepyeni duygular tatmak istiyordur.
Bazen en çılgın, en imkânsız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz
Ertelediğin şey eğer mutluluğun ise, kaybedeceğin şey, koca bir hayat olur.
Bazen en çılgın, en imkansız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz. Dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir arzuya eşlik ediyorsa, bazen onu kaçınılmaz, önceden belirlenmiş, kadere yazılmış, var olmaması, gerçekleşmemesi imkansız bir şey gibi kabul edersiniz.
“En önemlisi haysiyet.”
Zevk her zaman yararlıdır; vahşi, sınırsız bir hakimiyet duygusunda da kendine has bir zevk vardır. İnsan yaradılıştan zorbadır ve acı çektirmeyi sever.
Parayı niçin istediğimi soruyorsunuz, öyle değil mi? Bu da sorulur mu hiç? Para her şeydir!
Kendi kendini kandırmanın alemi var mı? Ne gereksiz, ne beyhude bir çaba!
Fakat neden küllerimden doğmayayım? Ömrümde bir kez ihtiyatlı ve sabırlı olmam yeter Hepsi bu işte!
Ah şu kendini beğenmiş insanlar çenelerini açmaya görsünler böbürlene böbürlene nasıl her fırsatta bol keseden öğütler verir nasıl da atıp tutarlar..
Güzel mi değil mi bilmiyorum,ama yemin ederim karşımda böyle durduğunda ona bakmaya doyamıyordum,işte bu yüzden de onu sık sık öfkelendirmek çok hoşuma gidiyordu.Belki o da bunu fark ettiği için kasten kızıyordu..
Söylediklerinizde haklılık payı var mı bilemiyorum,-dedi general düşünceli bir tavırla,-fakat bir an olsun kontrolsüz kalınca dayanılmaz ölçüde çalım satmaya başladığınızı gayet iyi biliyorum
Ne istediğimi kendimde bilmiyorum. Ben umutsuz vakayım.
ne istediğimi kendim de bilmiyorum. ben umutsuz vakayım.
her şeyi ve herkesi terk edip gitmek ne büyük zevk olurdu.
Karayürekli olmuşsunuz,dedi. -Sadece yaşamdan,şahsi ve sosyal çıkarlardan,insanlık ve vatandaşlık sorumluluklarınızdan,dostlarınızdan,kazanmak haricinde her tür amaçtan uzaklaşmakla kalmamış,hatıralarınızdan bile uzaklaşmışsınız…
Canları cehenneme hepsinin! Şu sırada neyim ben? Sıfır. Yarın ne olabilirim? Hiç. Yarın ölür, yeniden dirilerek yeni bir hayata başlayabilirim? İçimdeki insanı iyice mahvolmadan kurtaracağım.
Her şeyi ve herkesi terk edip gitmek ne büyük zevk olurdu!
Tüm şans olasılıklarından sorumlu tutulabilir miyim?
Ne istediğimi kendimde bilmiyorum. Ben umutsuz vakayım.
Boş sözler, her zaman ki gibi saçmalıyorsun. Ben kendi kendime yetebilirim!
Kimbilir, belki de her şeyi (ne kadar aptalca da olsa) umutsuzluktan yapmışımdır.
Zorbalık, insanın doğasında bulunur. İnsan acı çekmekten hoşlanır. Örneğin siz, bunu yapmayı çok seviyorsunuz.
Yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! Tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim!
Ah o kendinden memnun insanlar!
İşte şimdi de kendime aynı soruyu soruyordum: Onu seviyor muyum? Ve bir kez daha bu soruya cevap vermeye cesaret edemedim; Daha dogrusu belkide yüzüncu kez ondan nefret ettiğimi tekrarladim kendi kendime.
Onun gözünde ben de Griers’tim ve yapmadığın her şeyin cezasını çekiyordum.
Belki de ruh sayısız duyguyu bir anda tattıktan sonra tatmin olmuyor, huzursuzlanıyor ve nihai bir bitkinliğe varıncaya dek, her defasında artan bir şiddetle yepyeni duygular tatmak istiyordur.
Kendi hayatımı riske atarak kumarda kazanmıştım. Risk almaya bu kadar hevesli olmamın sebebi ise çok basitti insan olmam!!
Yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! Tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim.
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

İnsancıklar Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski Öteki Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski Budala Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x