Güney Postası Kitap Alıntıları – Antoine de Saint-Exupéry

Güney Postası Kitap Alıntıları – Antoine de Saint-Exupéry

Antoine de Saint-Exupéry kitaplarından Güney Postası kitap alıntıları sizlerle

Güney Postası Kitap Alıntıları

Bundan ötesi karanlıktı.
Uzun, kısa, titrek sesler, bu dilin şifresini çözemiyorum, ıssız zannettiğim gökyüzünde yükselen ne çok ses var ama.
Bizler için nasıl da görünmez bir hız, ekinlerin güneşe doğru koşturması.
bana ait olmayan bir hayatın içinde hâlâ bir yabancıyım.
Bazı anlarda en basit sözcüklerin bile olağanüstü bir güç edindikleri ve aşkı beslemenin kolay olduğu da doğru
Ama yaşamak, işte o başka bir şey.
Var olmak için, insanın etrafında sürüp giden gerçekler bulunması gerek. Saçma sapan olabilirler, adaletsiz de, ama tüm bunlar yalnızca birer dil.
Anlaşmaların hepsi bozuldu. Demek dünyanın ipleri bir çocuğun ellerindeymiş, dünya onun etrafında düzene giriyormuş.
Zaman bu omzun üzerinden zarar vermeden geçip gidiyor. Her şeyden vazgeçmiş olmak neredeyse sevinç yaratıyor: insan bırakıyor kendini, olayların akışına kapılıyor, kendi hayatı akıyor ve akıyormuş gibi.
Günün ilk saatlerinde çok uzaklarda bir yere varmışım da ne yapacağımı bilmiyormuşum gibi hissediyorum.
Şu koltukta dalıp gitmişim Genevieve, bir kitap açıyorum, sonra bir tane daha, sonra hepsini okumuşum gibi hissediyorum.
Peki o halde söyleyin bana ne aradığımı, dostlarımın, arzularımın, anılarımın kentinde pencereme yapışmış halde ne diye umutsuzluğa kapıldığımı?
Basit cümleler. Bu cümlelerle dünyayı ele geçiriyoruz.
Şimdi köprünün altındaki sel gibi, dünyanın akışı hızlanıyor. Dünyanın birliği bozguna uğruyor. Ağaçlar, evler, köyler pürüzsüz bir ufkun çizgisinden ayrışıyor, akıntıya kapılıp onun arkasına sürükleniyor.
Kapalı kapılar ardında alçakgönüllü mutluluklar. Virtinlere yerleştirilmiş insan oyuncakları.
Kendi resmimizin karşısında, olabilecek en sınırlı resmin karşısında üst üste yaşıyorduk.
Hayatta insan hep yalnızdır zaten
Her türlü yaşamın kaynağım ben. İçinize giren, sizi canlandıran ve geri çekilen denizim
İnsan duygularının sevgiyle itkiden katışık kördüğümünü ancak ömür payını tüketmiş olanlar için çözebilmiştir.
Müziği, lüksü sever gibi seviyorlar onu. Maneviyatı ya da duyguları için arzuluyorlar. Ama inandığı, hissettiği, içinde taşıdığı ne varsa, görmezden geliyorlar.
Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız ,günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi.Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız,günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı.Yani başlangıç noktasını farklı seçersen aynı olay kişide iki farklı yargı oluşturabilir.Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikayeyi nekadar süreyle takip ettiğine bağlıdır.
İnsan kendini kedere bıraktığında acı çekmez artık.
Hayatta insan hep yalnızdır zaten.
Bu kubbenin altında söylenen her söz yankılanıp durur, sessizliği yoğunlaştırır.
tek gerçek, kitapların insanlara verdiği huzur olsa gerek.
Aramızda ayrılık yoktu. Ayrılıktan da daha korkunç bir şey vardı. Nasıl anlatayım: Bin yıl vardı sanki aramızda. İnsan bir başka insanın hayatından o kadar uzaktır ki.
hep aynı açıdan görülen şeyler kafada taşınmaz bir yük olarak yer alır.
Benim hayatım bir dram gibi sıkışıktır.
İnsan bilmeden değişmektedir.
Gerçekten de bazı anlarda en basit kelimeler öylesine bir güç taşır ki, aşkı beslemek kolay gibi görünür
Ama yaşamak başka bir şey olsa gerek
İnsan, var olmak için, çevresinde sürekli gerçekler bulabilmelidir.
hayatta insan hep yalnızdır zaten
Aşktan öyle rahat ölünürdü ki senin sesinle!
tek gerçek, kitapların insana verdiği huzur olsa gerek
Gece konutumuzdu.
Hepimiz geceye dalıyoruz. Hayvanlar, insanlar ve nesneler.
Kendini bıraktığında acı çekmez insan. Kendini kedere bıraktığında acı çekmez artık. Daha sonra birkaç imge ile savaş verirken acı çekecek.
Aşkın kolları sizi bugününüzle, yarınınızla, geleceğinizle tutar, aşkın kolları sizi bir araya getirir.
Hayallere dalıyordu insan. Gözlerinin önünden neler geçiyordu. Bir geminin pruvasındaymış gibi.
Gün doğduğunda nefes alacağım, diyen mahkumlar gibiydi ya da Bahar geldiğinde gençleşeceğim diyenler gibi.
İnançsız bir ordu hiç bir yeri fethedemez.
Aşkın imgesini sevmek istiyor: Kendisini savunmak için elinde yalnızca bu zayıf imge var
Bana ait olmayan bir hayatın içinde hâlâ bir yabancıyım.
Demek dünyanın ipleri bir çocuğun ellerindeymiş, dünya onun etrafında düzene giriyormuş.
Her şeyden vazgeçmiş olmak neredeyse sevinç yaratıyor.
İnsan kendisini okşayan bir ele pek az şey yüklediğini bilmiyor olmalıydılar.
Tek başına acı çekiyordu, insan hayatta hep yalnızdır zaten
En nihayetinde derinliklerini keşfettiğim bir dünyada onun yanında yürüyorum
Sana dönüşünden söz etmeyeceğim:
Duygularım bana karşılık verdiğinde dünyalar benim olur. Ama içinde tek bir duygu olsun uyanmadı.Kudüs'e bir dakika geç varan o hac yolcusu gibiyim. Ne arzusu kalmıştır hani ne de inancı.
Napacaksın Hayat. Herkes kendi kendisinin tutsağıydı.
Acımasız bir deneyim yaşamışlardı çünkü insanlara tarihi anlatıyorlardı.
Belki de tek hakikatin kitapların getirdiği huzur olduğundan dem vurduk.
Bana yıldızları anlattı

Evet, dedi Bernis, onları size emanet etmiştir.

Çocukluğunu, anılarını, ruhunu, her şeyini Bernis'e açar birden.
Gözlerimizde öyle çok görüntüler akıp
gitmiştir ki Yalnız biri aklımızda kalmıştır, kumulların, güneşin, sessizliğin gerçek ağırlığını taşıyan bir görünüm.
Nasıl anlatayım bilmem ki: Bin yıl vardı sanki aramızda. İnsan, başka bir yaşamdan öyle uzaktır ki.
Bitmişti artık, bir daha hiç dönmeyecekti.
Oysa benim gecelerim bir ara bile değildir
Ama yüreğinin dibinde anlatılamayan, Ay renginde , zaman renginde bir anı taşıyacaktı.
Onun ışıkları vız gelir bana! Benim Ay'ım var!..
Yan yana uzanmış, sessiz iki insan. İçinizden akan bir ırmak gibi duyarsınız yaşamı. Baş döndürücü bir kaçıştır bu. Beden, akıntıya kapılmış bir kayıktır
Yine de gönlünün ona aktığını duyumsar
Başlarından geçen her şey gerektiği gibi
oluyordu. Hep o gereklilik imgesi.
Bu karar, diye düşünüyordu Bernis, bu karar bizim ötemizde alındı. Tek sözcük bile konuşmadan her şey hallolmuştu. Öyle görünüyordu ki bu dönüş ta başından biliniyordu.
Erkeğine bağırmak isterdi: Gel al beni! Sevginin kolları sizi şimdiyle, geçmişle ve gelecekle kucaklar, sevginin kolları birleştirir sizi
Hayır, beni bırak.
Kadın ayağa kalkar.
Yüreği çok hızlı atıyor ve yakıyor canını.
Nedir bu kopmuştuk? Bu her şeyden vazgeçme?
Oysa aşkı düşünmüyordu. Ancak garip düşler kuruyordu. Anılar.
Bazı anlarda en basit sözlerin bile belli bir güçle yüklü oldukları ve sevgiyi beslemenin çok kolay olduğu doğrudur

Yaşamak başka bir şeydir kuşkusuz.

Yüreğim yanıyor
İnsanın okşadığı ele kendinden çok az şeyler kattığını bilmiyorlardı.
Beni kıracak, sonra da kendin üzüleceksin, dedi yalnızca.
Dünyada karşılaştığım duyguların en gerçeği bu.
Bana neyi aradığımı söyle? Niye umutsuzum yine?
Her yere sinmiş taptaze bir hava. Her kadının bir ismi vardı. Konuşurken, kımıldanırken, susarken. Bütün kadınlar çekiciydi. Ama sonra, beni bilirsin, yerimde duramazdım, bir şeyler aramak için daha ötelere gitmek istedim. Çünkü bir kuyu arayıcısıydım ben.
İlk ayrılışımızı anımsıyor musun?
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

Bir Rehineye Mektup Kitap Alıntıları – Antoine de Saint-Exupéry Küçük Prens’in Güzel Hikayesi Kitap Alıntıları – Antoine de Saint-Exupéry Savaş Pilotu Kitap Alıntıları – Antoine de Saint-Exupéry

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x