Çehov’dan Hikayeler Kitap Alıntıları – Anton Çehov

Çehov’dan Hikayeler Kitap Alıntıları – Anton Çehov

Anton Çehov kitaplarından Çehov'dan Hikayeler kitap alıntıları sizlerle

Çehov'dan Hikayeler Kitap Alıntıları

Bu soğukluk, zeki adamların o kadar övündükleri mantığın soğukluğu değildi; bencil bir budalanın soğukluğu da değildi. Bu bir ruh zaafı, güzelliği derinden derine duymak kabiliyetsizliğiydi.
Sözlerin anlamı ne denli güzel ve derin olursa olsun, çoğu zaman mutlu insanları da etkilemez, mutsuzları da. Bunların etkisini ancak konunun dışındakiler, kayıtsizlar duyabilir. Çünkü mutluluğun ya da üzüntünün asıl anlatımı konuşma değil suskunluktur. Âşık olanlarda birbirlerini en çok sessiz durduklarında anlarlar.
Anlamaya çalışma, hayat böyledir işte.
Onların hər ikisi yaxşı bilirdi ki, sona hələ çox qalır, ən mürəkkəbi, ən çətini indi-indi başlayır.
Məgər bizim şəhərin boğanağında, darısqallığında yaşamağımız, lazımsız şeylər yazmağımız, qumar oynamağımız qılaf deyilmi? Məgər bütün həyatımızı avara, hərzə adamlar arasında, sarsaq, yelbeyin qadınlar içərisində keçirməyimiz, cürbəcür mənasız sözlər danışmağımız və dinləməyimiz qılaf deyilmi?
Hekayələrdə lakin birdən ifadəsinə tez-tez təsadüf olunur. Müəllifləri qınamaq olmaz:həyat gözlənilmədən baş verən hadisələrlə doludur.
Belki de ölmesi gerekiyordu o gün. Kapattığı tüm ışıklar gibi sönmeyi bilemedi. Umut derdi utanmaz; belki de dediği ne varsa içinde kaldı hep, büyük bir acıyla
- Kitaplarımı size veririm. Kesinlikle okuyun. Yoksa kavga ederiz.
teslisle ilgili ayrıntıları, İsa'nın soyu sopu, özellikleri, Tanrı'nın sıfatları gibi konuları bilmenin çok önemli olduğunu onlara telkin ediyordum. Onlar da bu noktalar üzerinde uzun uzun düşünüyor, tartışıyor ve birbirine küsüyorlardı. Bu konular onları o kadar oyalıyordu ki, ne nasıl yaşadıklarına bakıyorlar, ne de İsa'nın hayatın anlamı konusunda söylediklerini düşünüyorlardı.
Bizi mutlu eden hayal, bin tane gerçekten daha tatlıdır.
Şu tabiata bak dostum, yavaş yavaş bu güzelliklerin yok olması gerçekten ürkütücü.
- Her gün bir önceki günü aratıyor. Bundan sonra iyilik bekleme artık.
Bilim ışıktır, cehalet ise karanlıktır. Bunu muhakkak duymuşsunuzdur.
- Sizde niçin okuma yeteneği yok? Çünkü kendinizi faydalı işlere adamamışsınız da o yüzden. Kitap okumazsınız, yeni bilgiler üzerinde kafa yormazsınız. Bir kitap alıp okusanız kötü mü olur? Herhalde okuma yazmanız vardır. Meselâ sen Mişka, bir kitap alıp burada okumuş olsan ne iyi olurdu. Hem kendine hem de başkalarına faydalı olurdun. Kitaplarda dine, doğaya, diğer ülkelere dair her türlü bilgi var. Kitaplarda her şeyi bulmak mümkün. Yeter ki insanın içinde öğrenme duygusu olsun. Fakat siz sobanın başında oturup yiyip içiyor, dedikodu yapıyor, tıpkı iki ayaklı hayvanlar gibi yaşıyorsunuz. Yazıklar olsun!
Hiçbirinizde okuyup öğrenme istek ve kabiliyeti görünmüyor. Niçin böyle?
Yeryüzünde değil ruhunun tamamını, birazını bile Şeytan'a satmaya değer hiçbir şey yoktu.
Acaip başım ağrıyor, umarım hafızam siliniyordur
Eğer yaşanmakta olana başkaldırıyorsanız ve gençseniz, yaşadığınız her ne olursa olsun serüvendir.
#8216;İnsanlar eğlenebildikleriyle arkadaş olurlar, anlatabildikleriyle dost, ağlayabildikleriyle kardeş.'
İnsanlar eğlenebildikleriyle arkadaş olurlar, anlatabildikleriyle dost, ağlayabildikleriyle kardeş…
Devletler, kontrollerine aldıkları muhalefet hareketlerini, ayaklanmaları ya da devrimleri, dışında kaldıklarından daha kolay engeller.
Bir süreliğine yalnız kalmak tehlikelidir ve bağımlılık yapar. Çünkü ne kadar huzurlu olduğunu görünce artık insanlarla uğraşmak istemezsin.
ÇEHOV'UN DEDİĞİ GİBİ:
Bir süreliğine yalnız kalmak
tehlikelidir ve bağımlılık yapar.
Çünkü ne kadar huzurlu olduğunu
görünce artık insanlarla
uğraşmak istemezsin.
Hangi kadehten içilirse içilsin bu önemli değil, iş sarhoş olmada.
İsterse orada beni suçlasın, lanetlesinler, ama kim ne derse desin ben, yok olacağımı bile bile, böyle düşünüyorum. Yaşamda her şeyi tatmak gerekir. Tanrım! Ne korkunç, ama ne güzel bir durum bu!
Geçmişin artık hiçbir çekiciliği yok. Gelecekten de çok şey umut etmek zor. Yaşamımızda ancak bir kez tanığı olabileceğimiz bu eşsiz gece biraz sonra bitecek, sonsuzlukla birleşecek, öyleyse niçin yaşıyoruz bizler?
“Bulut bulutun üstüne gelmiş ”
Belki de şu yoksulluk, şu korkunç, kaçınılmaz, içinden çıkılmaz yoksulluk olmasa bu dünya ne güzel bir hayat olurdu!
Sevmek gerekir. Hepimiz sevmeliyiz. Aşksız hayat olmaz. Korkan, aşktan kaçan kimse özgür değildir.
Her şey geçiyor. Hayat da geçecek, demek her şey gereksiz, ya da yalnız özgürlük duygusu gerekli. Çünkü insan özgürse, hiçbir şeye ihtiyacımız olmaz. Haydi ipliği koparın,
Onu çok özlemiştim. Artık kendimi aldatamadığım için başkalarının beni aldatmasını istiyordum.
Yaşamımın yarısının böyle budalaca ve saçma bir şekilde geçtiğine yanıyorum. Geçmişi hor görüyorum, ondan utanıyorum.
Sanat, insanı kanatlandırır, uzaklara, çok uzaklara götürür.
Ama gök gürültüsünden korkma sen, yetimim. Ne diye öldürsün o senin gibi yavruyu?
“Nasıl yani hapishaneye? Beyefendi! Zamanım yok benim, panayıra gitmem lazım; Yegor’dan yağ için üç ruble alacağım var ”
Eğer yalnızlıktan korkuyorsanız evlenmeyin.
Tırtıl, otu; pas, demiri; yalan da ruhu kemirir.
Anlamaya çalışma. Hayat böyledir işte.
Hep o kıyamadıklarınız kıyar size.
Aşksız hayat olmaz. Korkan, aşktan kaçan kimse hür değildir.
Ona biraz önce beni dövdüğü şemsiye ile gökyüzünü göstererek:
Bak şu gökyüzüne, diyordu. Yıldızlar, en küçükleri bile, birer dünyadır. İnsan, evren yanında sadece bir hiç.
Şurası bir gerçek ki, yeryüzünde salt mutluluk diye bir şey yoktur. Mutluluk kendi zehrini içinde taşır ya da dışarıdan başka bir şey işin içine karışıp onu zehirler.
Daha çok gençsiniz. Lütfen okuyun genç dostum, okuyun!
Kitaplar, birbirinden güzel masalları kulaklarıma fısıldadılar.
-Hanımım, dedi. Gözümün bebeği hanımım, ama zenginler öteki dünyada da rahat edecekler. Kiliseye mum alırlar, ayin yaptırırlar, dualar okuturlar, yoksullara yardım ederler, işledikleri sevap çoktur Ama bir köylü bunların hangisini yapabilir? Adam haç çıkaracak zamanı bile bulamaz. Karnını doyuracağı bir lokma ekmeği kazanmak için göbeği çatlar Öteki dünyada rahat edebilmesi için yapabileceği bir şeyi yoktur zavallının Yoksulluğumuz yüzünden çok günah işliyoruz. Sıkıntıdan, köpekler gibi hırlayıp duruyoruz birbirimize. Ağzımızdan iyi tek söz çıkmıyor. Neler, ne kötü şeyler söylüyoruz, bilemezsiniz Bu dünyada da, öteki dünyada da rahat edemeyeceğimiz yazılmış bir kere alnımıza. Bu dünyadaki, öte dünyadaki tüm mutluluklar zenginlere verilmiş
Sizler cahil insanlarsınız. Pissiniz. Hiçbir şeyi görmezsiniz, gördüklerinizi de anlamazsınız Rüzgârın zincirlerinden boşaldığını söylüyorlar size, inanıyorsunuz. Ensenize vuruyorlar, dönüp vuranın elini öpüyorsunuz. Sansar kürklü hayvan bir adam soyup soğana çeviriyor sizi, sonra ÇAY için diye bir üç kapiklik ATIYOR önünüze. Lütfedin, elinizi öpeyim efendim! diyorsunuz. Paryasınız siz, birer zavallısınız
Oysa bizler, bizim kuşak uyuyamıyoruz. Acı çekiyoruz. Çok konuşuyoruz. Haklı olup olmadığımızı anlamaya çalışıyoruz. Bizim çocuklarımız, torunlarımız için sorun çözülmüş olacaktır. Haklı olup olmadıklarını bilecekler onlar. Gerçekleri bizlerden iyi görecekler. Yaşam elli yıl sonra çok daha güzel olacak. Ne yazık ki bizler göremeyeceğiz O günlerde yaşamak gerçekten çok güzel olurdu.
hile

eskiden, ingiltere’de ölüm cezasına mahkûm edilen suçluların, kendilerini anatomicilere ve fizyologlara kadavra olarak satma hakları varmış. bu şekilde elde edilen parayı kimi içkiye yatırır kimi de ailesine bırakırmış. bu mahkûmlardan korkunç bir cinayetten ceza alan biri, bir tıp doktoruna haber göndermiş ve uzun ve bıktırıcı bir pazarlığın ardından, kendisini iki gineye satmış. ama doktordan parayı alır almaz, birden kahkahalarla gülmeye başlamış.

– niye gülüyorsunuz?, -diye sormuş doktor şaşkınlıkla.

– siz beni asılacak bir adam olarak satın aldınız -demiş suçlu gülerek- ama ben sizi kandırdım! beni yakarak öldürecekler! ha, ha, ha!

Senin yanında nasıl da mutluyum, göz bebeğim! derdi. Ama bu mutluluğu ben gökten düşmüş bir mutluluk olarak görmüyorum.

Ben insanın kendi mutluluğunun yaratıcısı olduğuna inanıyorum.
En tehlikeli insan tipi az anlayan çok inanandır
Büyük acılar çektiğimi bilin. Ancak bunun tek sorumlusu başkası değil, yine benim.
Yüzlerce verst boyunca bomboş uzayan kurumuş otlarla dolu, ıssız bir bozkırın görünümü bile kişiye, oturup ha bire konuşan, ne zaman susacağı belli olmayan birinin verdiği sıkıntıyı vermez..
Belokurov derin bir sessizlikten sonra yüzyılın hastalığı karamsarlıktan bahsetti
Böyle bir kızın uğruna insan değil toprak sahibi olmak, masallarda olduğu gibi demir çizme bile giyebilir. Ya miss! Ne tatlı bir kız!
Sizler cahil insanlarsınız. Pissiniz. Hiçbir şeyi görmezsiniz, gördüklerinizi de anlamazsınız Rüzgârın zincirlerinden boşaldığını söylüyorlar size, inanıyorsunuz. Ensenize vuruyorlar, dönüp vuranın elini öpüyorsunuz. Sansar kürklü hayvan bir adam soyup soğana çeviriyor sizi, sonra ÇAY için diye bir üç kapiklik ATIYOR önünüze. Lütfedin, elinizi öpeyim efendim! diyorsunuz. Paryasınız siz, birer zavallısınız
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Yazarın Diğer Konuları

Memurun Ölümü Kitap Alıntıları – Anton Çehov Hayatım Kitap Alıntıları – Anton Çehov Düşünür Kitap Alıntıları – Anton Çehov

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x