Başkasının Karısı Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski

Başkasının Karısı Kitap Alıntıları – Fyodor Dostoyevski

Fyodor Dostoyevski kitaplarından Başkasının Karısı kitap alıntıları sizlerle

Başkasının Karısı Kitap Alıntıları

Gücüm kırıldı; işte bu kadar. Tanrınızı severseniz bana her şeyi ilk önce kendiniz söyleyin.
Siz benim ruhsal bunalım içinde olduğumu görerek, üzüntümden yararlandınız.
Toplumsal durumuma bakmayın; yani, demek istiyorum ki, bana insanca bakın..
Siz de kabul edin ki, kıskançlık bağışlanmaz bir kusur, hatta bir beladır.
Denir ki; müziğin iyi yanı, etkisinin insanın bulunduğu her ruhsal duruma hitap edebilmesidir.
Kendini unutmuşa benziyorsun.
Fakat şunu da kabul etmeniz gerekir ki; kıskançlık, affedilmez aşırı bir histir.Hatta insanın tüm vücudunu sarmalayan baş belası bir histir.
Müziğin iyi yanı; hangi ruh halinde okursanız olun, hissettiklerinizle uyum göstermesidir.
Kendini unutmuşa benziyorsun!
Derler ki, müzik güzelse, verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan, melodilerde mutluluğu, hüzünlü insan hüznü bulur; İvan Andreyeviç'in kulakları ise yalnızca fırtınaların uğultularını duyuyordu.
.
Dış görünüşün bazen ne kadar yanıltıcı olabileceğini ve çiçeklerin altında bazen bir yılanın gizlendiğini, acı tecrübelerle öğrendim.
.
-başkasının karısı bu! Kocası şurada, Voznesenksiy Köprüsü'nde; karısını yakalamak istiyor ama bir türlü karar veremiyor-her koca gibi, o da inanamıyor
Size inanıyorum. Ama samimiyetle söyleyeyim ki, sizin kuşkularınızı dağıtırken kendimi de yatıştırmak istiyorum, sizinle samimiyetle konuşmam bu yüzden.
Peki, ne ahlakından söz ediyorsunuz siz?
İşte bu ahlaksızlık!
Ne, ahlaksızlık?
Size göre hakarete uğramış her koca boynuzlu!
“Müziğin iyi tarafı her ruh haline uygun olmasıdır. Neşeli olan birisi müziği neşeli, üzgün olan birisi müziği kederli bulur.”
“Şartlar bazen farklı insanları bir araya getirir.”
Biz insanlar yeryüzünde yapayalnızız, işte en büyük felaket burada! Rus bahadırı savaş alanında, Sağ kalan varsa çıksın karşıma! diye bağırmış bir zamanlar. Bahadır değilim, ama ben de haykırıyorum, ancak sesimi kimseler işitmiyor. Güneşin evrene can verdiğini söylerler. Güneş gökyüzüne yükselsin de görün bakalım, o bir ölü değil mi? Her şey ölü, her yerde ölüler var. İnsanlar yeryüzünde yalnız, çevrelerinde ölüm sessizliği; bizim dünyamız bu işte İnsanlar, birbirinizi seviniz! Bunu kim söylemiş, kim bize böyle bir vasiyet bırakmış? Saatin sarkacı habire vuruyor, duygusuz, soğuk soğuk Saat gecenin 2'si.
Bakın, saatin sarkacı vurup duruyor. Bundan başka bir iş yapmaz o; acıma, üzüntü de duymaz. Evde kimsecikler yok, işte asıl felaket burada!
Gençlerin yüce gönüllülüğünün güzel bir şey olduğunu, ama bunun beş para etmediğini anlattım. Niçin mi etmezdi? Çünkü zorlukları yaşamadan, ucuzca elde edilen yüce gönüllülük önemli değildir. Gençlerin yüce gönüllülüğü yaşamdan edinilen ilk izlenimler dir, ilerde iş sıkıya binince neler olacaktır? Ucuz bir yüce gönüllülük her zaman kolaydır, hatta insan canını bile kolayca verir. Çünkü delikanlılık çağında insanın kanı kaynar, içinde enerji fazlası vardır, gençler güzelliğe değer verirler. Buna karşılık daha zor, sessiz, suskun, yaldızsız, çok özveri gerektirip az şöhret sağlayan, kolayca kara çalınacak yüce gönüllü bir kahramanlık tasavvur edin. Siz ki, yüce ruhlu bir adamsınız, öte yandan herkes tarafından bir alçak olarak gösterilebilirsiniz, hadi, böyle bir kahramanlığa kalkışın da görelim. Onun için bunu yapan pek çıkmaz.
Kendisi uçurumun kıyısında durur, ama Goethe’nin sözlerine de büyük ilgi gösterir.
Siz de kabul edin ki, kıskançlık bağışlanmaz bir kusur, hatta bir beladır.
Müziğin iyi yönlerini, etkisinin her türlü duygumuzla uzlaşabilmesinde bulurlar; neşeli bir kimse seslerde neşe, üzüntülü biriyse üzüntü bulur.
Geçen her dakika değerli
Dış görünüşünde bile kendine has, ne kadar dalgın olursanız olun bakışlarınızı ansızın elinizde olmaksızın üzerine çeken ve derhal, arkası kesilmeyen kahkalar kopartan bir şeyler vardı.
Artık gücüm kalmadı.”
Derler ki, müzik güzelse, verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan, melodilerde mutluluğu, hüzünlü insan hüznü bulur.
Sizin öfkeniz yüzünden beyninizin içi altüst olmuş.
Yüreğim ağrıyor
Bir yan falancı, öbür yan filancıydı.
Mücevher takmamıştı ama gözleri vardı.
Ama aşırı tutku, hele hele kıskançlık duygusu, bu tutkuların en güçlüsü, en azılısı değil midir?
Büyünün gerçek olduğuna hiç bir zaman inanmazdım ta ki onun gülüşünü görene kadar.
Müziğin iyi yanını, etkilerinin her türden duygumuzla anlaşabilmesinde, uzlaşmasında bulurlar. Şen şakrak adam, seslerde neşe, üzgün adamsa keder bulur. Evet sevinen adamın içinde sevincin, üzülenlerin içindeyse hüznün olduğu gibi
Çünkü efendim, bir adam kötülük yapmışsa, yıkımı bir kuşun gelecek olan fırtınayı önceden sezdiği gibi duyumsar.
Küsmeyi bile beceremediğindir sevdiğin.
Bana toplumun gözüyle bakmayın. Yani demek istediğim şu ki bana ne olur insancıl bakın.
Ama siz de kabul edin ki, kıskançlık bağışlanmaz bir kusur, hatta bir beladır.
Dış görünüşün bazen ne kadar yanıltıcı olabileceğini ve çiçeklerin altında bazen bir yılanın gizlendiğini acı tecrübelerle öğrendim
Müziğin iyi yanı, etkisinin insanın bulunduğu her ruhsal duruma hitap edebilmesidir. Neşeli bir kişi duyduğu melodilerde neşe, kederli bir kişi ise keder bulur.
Kıskançlık affı olmayan bir tutku, dahası felaketin ta kendisidir.
Kıskançlık insanı gülünç duruma düşürür, kıskançlık bir kusurdur!..
Ama böyle ani bir darbeyle yıldırım çarpmışa dönen bir zihinde dolaşmaya başlayan düşünceleri asla bilemezsiniz!
Çünkü tutku istisnai bir duygudur, kıskançlık ise dünyadaki en istisnai tutkudur.
Yaşlılık böylesine alçalırken,Gençlik neler yapmaz?……
Bana göre dünyada hırsızdan daha iğrenç yaratık bulunmaz. Başkası
neyse ne, ama bu senin emeğini, ona döktüğün teri, zamanı çalıyor.
Prédestiné diye mırıldandı. Elindeki mektubu sıkıp, soğuk terler dökerek; Mermi suçluyu bulur!
Bir adam kötülük yapmışsa, tıpkı bir kuşun gelecek olan fırtınayı önceden sezdiği gibi, o da yıkımı duyumsar…
Kıskançlık bağışlanmaz bir kusur, hatta bir beladır…
Derler ki; müziğin iyi yanı, etkisinin insanın bulunduğu her ruhsal duruma hitap edebilmesidir…
Küsmeyi bile beceremediğindir sevdiğin.
Baylar kabul ediniz; kıskançlık affı olmayan bir tutku, dahası felaketin ta kendisidir!
Bence insanların en akıllısı, kendine ayda en az bir kere deli diyendir.
Her şeye hayret etmek, elbette, aptallıktır; hiçbir şeye hayret etmemek ise çok daha güzeldir ve bunun iyi olduğu kabul edilir. Fakat gerçekte bunun böyle olduğunu sanmam. Bana kalırsa, hiçbir şeye hayret etmemek, her şeye hayret etmekten çok daha büyük bir aptallıktır. Bununla birlikte, hiçbir şeye hayret etmeyen, neredeyse hiçbir şeye saygı da göstermez. Aptal insan da saygı gösteremez.
Bana herkesin baktığı gibi bakmayın. Yani demek istiyorum ki, bana insanca bakın
Tutku bir istisnadır; fakat dünyadaki en istisnai tutku kıskançlıktır.
Tutku istisnai bir duygudur, kıskançlık ise dünyadaki en istisnai tutkudur.
Derler ki, müzik güzelse , verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur.
Ama tutku, hele kıskançlık, tutkuların en güçlüsü değil midir?
Siz de kabul edin ki, kıskançlık affedilmez bir tutku, hatta belaların büyüğüdür.
Ancak tutku kural dinlemez, kıskançlıksa var olan en müstesna tutkudur.
Kıskançlık bir kusurdur..
Hâlâ yaşıyor musun?
Kıskançlık bir kusurdur. denilmiş kitapta. Katılmıyorum.
Hiçbir duygu kullanılmamak bir köşeye atılmak, kötü denilmek için yaratılmamıştır.
Huylar ve duygular en iyi şekilde yönetilebilindiği taktirde kusur olmazlar.
Ve onları yönetebilende olgunlaşmış insandır.
Dedik ya işte, hayırsızın biri!
belki de daha çok yaşamak, doğrusu pek tatsız bir yaşam!
- Hah-hah-hah-haaa! Ah, nasıl da mutluyum!
Kıskançlık bir kusurdur..
Ah benim kıskançlığım!..
Instagram'da Kitap Alıntııları
Pinterest'te Kitap Alıntııları

Kitap Alıntıları Kategorisindeki Diğer Konular

Senden Sonra Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Har ve Kül Kitap Alıntıları – Ezgin Kılıç Gerçekçi Ol İmkansızı İste Kitap Alıntıları – Ernesto Che Guevara
0 0 oylar
Makale Derecesi
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
0
Yorum yapmak ister misiniz?x