İçeriğe geç

Aşk Kitap Alıntıları – Stendhal

Stendhal kitaplarından Aşk kitap alıntıları sizlerle…

Aşk Kitap Alıntıları

Aşk lezzetli bir çiçektir, fakat insanın onu yetiştirdiği korkutucu uçurumdan toplayacak cesareti olmalıdır .
Sarmaşık sarılacak dal bulamazsa, ölürmüş.
Ne tatlı düşünceler
Lütfeder aşkın bana..
Belki de kadınların iyi bir savunma yapmasını destekleyen ana öğe gururlarıdır.
Çünkü korku hiçbir zaman tehlikede değildir, o içimizdedir.
Mütevazılığın fazlası ve şiddetlisi nazik ve çekingen kalpleri aşktan soğutur!
Az şey uğruna çok şey riske atılır.
Bu kadar gurura ne gerek vardır?
Aşk kendini fazlalığın içinde saklar.
Hayal gücü kuvvetli insanlar hassas ve aynı zamanda zor güvenen insanlardır.
Aşkta da böyledir, hoşumuza giden şey yalnızca yarattığımız illüzyondur, yirmi sekiz yaşında üretebileceği illüzyon bile on altı yaşında üzerine ilk aşkını inşa ettiği resmin görkemine ve yüceliğine sahip olamaz; ikincisi hep yozlaşmış gibi gelecektir.
Kadınlar mantık yerine duyguyu tercih ederler.
En sağduyulu adamın bile müzikte bir holigana dönüşmesinin nedeni duygularımızın neden? sorusunun gerçek anlamını idrak etmesinin güçlüğüdür.
Aşkın doğumunu sağlamak için çok küçük bir umut yeterlidir.
Belki de insanlığın görme biçimi kadar hissetme biçimi vardır.
Tutkulu aşk bizi bütün çıkarlarımıza karşı gelmeye iter, cesur aşk ise her zaman onlara saygı göstermeyi başarır.
Ne tatlı düşünceler
Lütfeder aşkın bana..
Aşk uygarlığın bir mucizesidir. İlkel veya aşırı barbar toplumlarda ancak fiziksel aşka veya en bayağı aşklara rastlanır.
Belki de en akıllıca olanı, insanın sırlarını başkasına değil kendisine açmasıdır.
Sarmaşık sarılacak dal bulamazsa, ölürmüş..
Velhasıl aşkın yaşı yoktur.
Ne kadar sağlam bir yaradılışa sahipse insan, kararsızlığa o kadar zor teslim olur.
Soğuk, ağırkanlı, fazla temkinli insanlarda, umudun çok daha fazlasını, çok daha dirençlisini gerektirir aşkın doğuşu.
Cinsiyetlerinin onlara bahşettiği üstünlük yüzünden, her konuda kadınlardan daha fazla bilgiye sahip olmaya kendilerini mecbur hisseden bu budalaların, kadınlar yeni bir şeyler öğrendiklerinde dünyaları yıkılır.
Cahiller, kadınların eğitim görmesine ezelden beri karşıdırlar. Bugün onlarla zaman geçiriyor, aşk yapıyorlar ve kadınlar da onlara fazlasıyla iyi davranıyor; peki ya kadınlar bu danstan sıkılınca ne olacak?
Yüksek sosyetenin zevkleri, mutlu kadınlara göre değildir.
Yaşamın mutsuzluklarından bir tanesi de ,sevilen kişiyi görmenin ve onunla konuşmanın mutluluğunun belirgin bir anı bırakmamasıdır .
Bir ferdi olduğum insanlık, ah ne kadar az idi gerçekten; derinliklerine erişemediği yeraltı ile sonsuzluğa uzanan gökyüzü arasındaki dünyasında, ancak basabildiği toprakla ve varabildiği menzille sınırlıydı; ne kadar âciz, bilgisiz ve çaresizdi!
Edep, aşkın anasıdır.
Açık olmaya, anlaşılır olmaya ne kadar çabalarsam çabalayayım, mucizeler yaratacak güce sahip değilim; ne sağırların duymasını, ne de körlerin görmesini sağlayacak gücüm var.
Kayıtsız olabilmek için son derece büyük çaba sarf ediyorum . Kalbim söyleyecek çok şeyi olduğuna inanıyor fakat ben onun sessiz kalmasını sağlamaya çalışıyorum. Sürekli olarak, bir gerçeği dile getirdiğimi zannettiğim anlarda bir iç çekişten fazlasını ifade edemediğim korkusuyla kuşatılmış durumdayım .
Gelsin keder, varsın gelsin,
Neşemi bırakamaz gölgede,
Bir dakika olsun, onu gördüğümde.
Aşkın ve gençliğin terk ettiği kadına her şey acı gelir.
Hiçbir şey umurumda değil.
Kadınlar, kadınsı gururlarıyla, budalalardan çektiklerinin acısını akıllı erkeklerden, zengin ama küstah ve basit adamlar­dan çektiklerinin acısını ise temiz yürekli erkeklerden çıkarırlar.
Kadınların cesaretini küçümsemek niyetinde değilim; yeri geldiğinde en yiğit erkekleri bile kıskandıracak kadınları tanıdım.
Bir kadının tabiatı arşa ne kadar yakınsa, kopan fırtınalar o kadar korkunç olur.
Yüreği zengin bir kadın, aşığı uğruna canını bin kere feda et­meye dünden razıdır.
Bakışlar, cilveli kadının en büyük silahıdır.
Yıldırım aşklarına ender rastlanıyor olmasını, daha önce sevmiş ve sevmenin ne demek olduğunu bilen bir yüreğin, başına gelenleri çok geçmeden anlamasında ve bu sebeple yıldırımın düşmemesinde aramak gerekir.
Kedere maruz kalan kadınlar, tutkuyla sevmekten başka türlü sevemeyecek kadar yüce bir ruha sahiptirler.
Aşk, tam aksine, ilk bakıştaki romantizmle zafere ulaşır.
(..) karşılıksız kalmış tutkularda, bazı an­lar olur ki , insan artık sevmediğine inandırır kendini; denizin ortasında bir tatlı su kaynağına benzer böyle anlar.
Sevgiliyi düşlemekten hiç keyif almaz olur insan
Kederin en büyüğüdür
Mutlu zamanları hatırlamak
Istırabın içinde
Hayatın hüzünlü yanlarından biri de, sevilen kişiyi görmek­ten ve onunla konuşmaktan duyulan mutluluktan geriye belirgin bir hatıranın kalmamasıdır.
Kayıtsız olmak için nasıl çırpınıyorum. Söyleyecek çok sözü olduğunu zanneden yüreğimi sessizliğe gömmek istiyo­rum.
İlk gençlik yıllarında aşk, önüne çıkanı sürükleyen ve insanın karşı koyamayacağını içten içe hissettiği bir nehirdir.
Aşk, ilk başlarda yalnız eğlencesiyle keyif verir insana.
Umudun bir tutamı bile aşkın doğmasına yeter.
Genç bir kadının elinde maskara olmak, pek çok dürüst erkeğin başına gelen şeyden başka bir şey değildir.
Aşk alnımızdaki ateş gibidir,
elimizde olmadan çıkar,
elimizde olmadan düşer.
Duygunun sonsuz tonu olmasa sevdiğiniz bir kadına sahip olmak ne mutluluk olurdu, ne de olasılıklar dahilinde.
aşk ölümcül bir tehlikedir. günah, kadın, ölüm birdir ve çok güzeldir.
Kıskandığımızı itiraf etmekten utanırız, fakat kıskanmış olmaktan ve olabilmekten gurur duyarız
Hayal gücüne karşı koyabilecek tek şey hayal gücünün kendisidir.
Fakat geride anı bırakmayan bir mutluluk nasıl anlatılır?
Gözyaşları en yüce gülümsemedir.
Aşk için yaratılmış bir ruhun başka bir mutluluktan böyle bir zevk alamayacağına şüphe yoktur.
Beklentilerinin karşılanamayacağından korktuğu için dünyada hiçbir insan öne çıkmak istemiyor.
Fakat sevilenin önünde cesur olmanın tek yolu onu biraz daha az sevmektir.
Büyük bir sanatçıyı aşka bu kadar yakın kılan şey kabalığa duyduğu dehşet ve ruhuna etkileyici hayallerle beslenme alışkanlığıdır.
Hayatın kederlerinden biri de aşkımızın sahibini görüp onunla konuşma sevincinin arkasında belirgin anılar bırakmamasıdır.
Doğada ve sanatta olağanüstü derecede güzelliğe sahip olan her şey yıldırım hızıyla hafızaya sevilenin anılarını getirir.
Ortalama bir insan için, diğer insanların entellektüel üstünlüğünden daha fazla nefret uyandıran bir şey olamaz.
Hava gibi hafif olan saçma şeyler
Kıskanç bir kimseye,
Kutsal kitabın vaatlerinin içerdiği gerçekler kadar,
Güçlü kanıtlar olarak görünürler.
Her zaman için yatıştırılması gereken biraz şüphe, işte bizi yaşanacak bütün anlara susatan, mutlu aşkı canlı tutan şey bu.
Ölüm veya araya giren mesafe sizi çocukluğunuzdaki arkadaşlıklardan uzaklaştırır ve sonra, size karşı kayıtsız, yaşamları daima çıkar hesapları ve kibirle dolu soğuk meslektaşlarlarınızın ortasına düşersiniz.
Kadınların cesaretinde, erkeklerinkinden daha büyük bir önlemlilik vardır.
Mutsuzlukların yüzeysel veya duygusuz insanlarda, aşkın doğuşuna yardım ettiğini unutmayın.
Sürekli itiraz eden herhangi birine karşı haklı olunduğunun kanıtlanması her zaman mümkün olamaz.
Muhtemelen, insanlar arasında, görüş farklılıkları olduğu kadar, hissediş farklılıkları da bulunur.
Etiketler:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir